|
|
 |
« : Mart 06, 2007, 02:03:40 ÖS » |
|
Bilindiği gibi ve isminden de anlaşıldığı gibi atasözlerimiz geçmişten bugüne kültür değerlerimizin aktarımında büyük rol oynamıştır.
Günümüzde atasözlerimizin içinde bulunan sözcük varlıklarına bakarak anlamlar çıkarmaya çalışmakta, geçmişi bu günkü anlayış değerleri ile ifade etmekteyiz. Halbuki her zaman dilimizin, kendine has sosyal değerleri vardır, bu değerler zamanla değişime uğradıklarından, biz bu günkü anlayışımızın süzgeci ile geçmişteki değerleri sağlıklı çözümleyemeyiz. Kısaca bir atasözümüzü kendisinin hayat bulduğu, zaman dilimi içindeki sosyal değerlerdeki anlayışla çözümlemediğimiz sürece gerçekteki anlamını da bilmemiz, bulmamız mümkün olmayacaktır.
Bu bölümü açarken; Sıradan bir söylemle atasözlerimizi düşünelim istemedik. O eğitici söylemin zamanına uygun mantığı anlamaya çalışalım istedik. Sosyal yapıların sürekli değişimi ile söylenip meydana getirildiği dönemde, toplum düşüncesini kalıplarla pekiştirerek yol göstericiliği rolü oynayan bu sözler, şu anda dahi atalarımızın nasihati gibi algılanabilmektedir. Bu sözlerin bazıları sosyal yapının değişimi sebebiyle bugün için toplum anlayışını olumsuz yönde etkileyecek niteliktedir. Bu olumsuzluğu göz önüne alırsak atasözlerimizin her birinin bugünün şartları ile topluma doğru mesajlar vermediği kesindir.
Bu kısımdan umduğumuz; atasözlerimizin, özdeyişlerin dil kurallarına göre açıklaması, anlatılması, anlaşılma yollarının (yöntemlerinin) öğretilmesidir.
Amaç: Bundan amaç, bir ifadenin ne demek istediğini, hangi anlamlar içerdiğini, hangi anlamlar içermesi ihtimalinin olduğunu düşünme, irdeleme yöntemlerini bulma, ve bunların anlatılmasıdır. Bildiğimiz gibi bırakalım sıradan vatandaşı, akademik hüviyet taşıyan insanlarımızın dahi birbirlerini anlamakta zorluk çektiği, karşılıklı fikir alışverişi değil adeta kavga edercesine tartıştıkları günlük hayatımızda sıklıkla görülmektedir. Bu tür saplantılı beyin yapısından kurtulabilmenin sağlanması için gerekli eğitim metodunun 'ABECE'si olacak bir çalışma olmalıdır. Bu gayretlerimiz, tamamen Dilimiz.com üyelerinin gönüllü katılımlarıyle gerçekleşecektir. Bu bakımdan bu çalışmaların neticesi amatör bir hüviyet arzedecektir. Bu çalışmalar her ne kadar amatörce olsa da hiç yoktan iyidir düşüncesi ile başarılı olacağını peşinen kabul etmekteyiz.
Ülkemizdeki ideolojik bağnazlığın, beyin yıkanmışlığın, satılmışlığın, yolsuzlukların, suistimallerin kökeninde, satranç örneğinde olduğu gibi ileri hamleleri, yani gelecekteki olası olayları düşünmekten aciz bir beyin yapısı yatmaktadır. Bu beyin yapısının eğitimsizlikten eğitimlilik yönünde hareketlendirilmesi gerekmektedir. Biz bu eğitimsizliğe basit anlamda muhakeme eksikliği, muhakeme yoksunluğu diyoruz. Bu çalışmanın merkezinde, durumu, olayları pratik olarak kavrayabilme yeteneğinin artırılması yatmaktadır.
Örnekleyecek olursak; "Arkadaş kişiniz aynasıdır", "Arkadaşını söyle bana, ne olduğunu söyleyeyim sana", "Ne ekersen onu biçersin", "Çarıklı erkanıharp", "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi. Bu tür deyimlerin, atasözlerinin olumlu ve olumsuz yanlarını, doğru mesajlar verdiği gibi yanlış mesajlar da verebileceğinin farklılığının kavranması yollarının öğretimidir. Bu beceri eksikliğinin ülkemizin hayati konular üzerinde oynanan oyunları göremememize sebep olduğunu idrak etmeliyiz. Bu tür eğitimsizlikler neticesinde sosyal seviyesi ne olursa olsun, toplumu yönlendirme durumunda olanlar, art niyetli olmasalar dahi, kolaylıkla yanılgıya düşebilmekte ve sağlıklı karar alınmasında geç kalınmaktadır.
Bu çalışma; 1.) Sözün kendisi, 2.) Ne anlama geldiği / leri, 3.) Anlam değişikliklerine yönlendirme teknikleri (başka anlamlar yükleme teknikleri), 4.) Yanlış anlam vererek kişileri yanıltma ve buna aldanmama / aldatmacayı anlama teknikleri uygulaması, 5.) Özgün, bağımsız düşünebilme yollarının öğretimi, 6.) Örneklemeleri (makalelerden alıntılar), 7.) Sosyolojik araştırma, tanımlama, sözün çıktığı zamanlardaki sosyal gerçekler, 8.) Günümüzdeki sosyal gerçeklerle karşılaştırmalı tahlil, yetisini kazandıracaktır.
Saygılarımla.
|