Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bilişsel Gelişim  (Okunma Sayısı 644 defa)
Kullanıcı Bilgileri
benm
funda
Daimi Üye
***


Başarı Puanı: 3
İleti Sayısı: 210
Nerden:
Cinsiyet: Bayan

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Şubat 09, 2008, 12:02:17 ÖÖ »



BİLİŞSEL GELİŞİM

Bilişsel gelişim, bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevreyi, dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve etkili hale gelme sürecidir.

İki etmen kuramı: Zekanın bir genel yetenek ve bu yeteneğe bağlı olarak başka özel yeteneklerden oluştuğunu savunan kuramdır.

      1920’li yıllarda Spearman ortaya koymuş.

      Kurama göre bireyin her zihinsel etkinliği için, genel yeteneğin yanı sıra özel yeteneğe de ihtiyaç vardır.

Çok etmen kuramları: iki ayrı kuramdan oluşur.

1.      1930’lu yıllarda Thorndike ortaya koymuş.

      Thorndike göre zeka genel ve özel iki farklı faktörden değil, bağımsız faktörlerden oluşur.

      Bu kuramda zihin güçleri;

Sözcükleri anlama

Sayılarla akıl yürütme

Kavrama

İlişkileri görsel algılama

2.      1960’lı yıllarda Guilford’un ortaya koyduğu KÜP kavramıdır.

      Bu kurama göre zekanın zihinsel işlemler, içerik ve ürün olmak üzere üç boyutu vardır.

      Zihinsel işlemleri, içeriği biliş, bellek, yaratıcılık, yaşantılara dayalı olarak yapılan tepkiler ve bunların değerlendirilmesi oluşturur.

      Zekanın içeriğini, algılanan duyumlar, anlamlaştırılan sözcük, kavram, sayı vb. simgeler, anlatılabilen düşünceler ve yapılan davranışlar meydana getirir.

      Zekanın ürünü ise, zekanın işlevi sonucunda yapılan davranışlardır.

 

Zekada uyum kuramı: bu kurama göre zeka, bireyin çevresine uyum sürecidir.

 

PİAGET’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Piaget’e göre zeka bireyin çevresine uyum yapabilme yeteneğidir.

            Temel Kavramlar

ŞEMA: Örgütlenmiş davranış yada düşünce örüntüsüdür. Çocuğun çevresiyle etkileştikçe geliştirdiği davranış ve düşünce kalıplarıdır.

      Şema en temel zihinsel yapıdır.

      Örnek: Bebeklerin eline ne verilirse verilsin onu ağızlarına götürdükleri gözlenir.

 

ÖRGÜTLEME: Karşı karşıya kaldığımız kavram ve olayları birbirleriyle tutarlı bütünler haline getirmek.

 

UYUM SAĞLAMA (adaptasyon): Bireyin çevresi ile etkileşerek çevresine ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlamasıdır. Uyum sağlama ömür boyu devam eder. İki alt işlevi vardır.

Özümleme: Bireyin yeni karşılaştığı durum, nesne ve olayları, kendisinde önceden var olan zihinsel yapının içine yerleştirmesidir. Birey yeni bir durumla karşılaştığı zaman onu kafasındaki şemalarla açıklamaya çalışır; ancak zihindeki şemalar bu yeni durumu açıklamaya yetmezse o durumda, yeni duruma uymak için gerekenleri yapar.

Uyma- Uyumsama: Yeni şemalar yada önceden varolan şemaların kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni edinilen durumların gerektirdiklerine uygun davranmaktır.

Örnek: İlk kez zebra gören bir çocuk bunu at olarak tanımlar. Buna özümleme denir. Bir süre sonra zebranın attan farklı olduğunu fark ederse zihninde yeni bir şema oluşturur buna da uyma denir.

 

DENGELEME: Bireyin özümleme ve öğrenme yoluyla çevresine uyum sağlayarak dinamik bir dengeye ulaşma sürecidir.

      Piaget’e göre zihin gelişimi denge-dengesizlik ve yeniden denge kurma sürecidir.

      Dengesizlik durumu kişinin zihninde var olan bilgi ile yeni edindiği bilgi arasındaki uyuşmazlıktan doğar.

      Bu dengesizlik bireyi yeni bilgiyi kafasındaki şemaya uydurmaya, bunu başaramıyorsa yeni bir şema oluşturmaya zorlar.

      Piaget’e göre bu etkinlik bilişsel gelişimi sağlamaktadır.

 

Bilişsel Yapı: Çocuk yada yetişkinde o anda var olan zihinsel organizasyon yada zihinsel yetilerdir.

 

 

Piaget’e göre Zihin Gelişimini Etkileyen Faktörler

      Olgunlaşma zihinsel gelişimi ifade eder. Kişinin zihin gelişiminin ilerlemesi için fiziksel büyüme gereklidir.

      Yaşantı, bireyin çevresi ile etkileşimi sonucu bireyde kalan izler anlamına gelir. Zihin gelişimi birey yaşantı geçirdikçe yeni çevresiyle etkileştikçe ilerler.

      Kültürel aktarım, içinde yaşanılan toplumun o güne kadar edinmiş olduklarını, birikmiş bilgiyi yeni nesillere aktarmasını ifade eder.

      İnsan zihni, bildiklerini birbiriyle tutarlı bütünler haline getirmeye, ilişkilendirmeye ve bütünleştirmeye çalışır. Bu başarıldığında meydana gelen dengesizlik bireyi yeni öğrenmelere yöneltir, bu sayede bireyin zihinsel gelişimi gerçekleşir.

      Dengelenmede bireysel farklılıklar vardır.

 

BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ

 

1) Duyusal Motor dönem (0-2 yaş)

      Bebek bu dönemde dış dünyayı keşfetmede duyularını ve motor becerilerini kullanır.

      Görme, duyma, tat alma ve bedenin çeşitli bölgeleri

      Bu dönemin başında henüz vücudunun farkında değildir, dönem sonuna doğru kendisiyle diğer nesneler arasındaki farkı ayırt edebilir.

      Bu dönemin en önemli iki özelliği düşüncenin duyum ve eşgüdümü içermesi ve hareketlerin sembolik bir özellik taşımasıdır.

      Fiziksel hareketleri düzenleme ve koordine etme yetisi kazanılır.

      Çocuğun belirli türdeki hareketleri tekrarlaması döngüselliktir.

      Nesne devamlılığı kazanılmıştır.

      Olayların sonuçlarına bakarak karar verirler.

      Monolog yapar gibi kendi kendilerine konuşurlar.

      Bebekler doğduklarında emme, yakalama gibi reflekssel davranışlara sahiptir.

      Bu dönemde deneme yanılma öğrenmesi gerçekleşir. Dönem sonuna doğru deneme yanılma, problem çözme davranışına dönüşür.

 

2) İşlem Öncesi dönem (2-7 yaş)

      Varlıklar ve olayları temsil etmek için semboller kullanılır.

      Sınıflama tek bir özellik açısından yapılabilir.

      Sembolik oyunlar oynarlar (sopa parçasının at olması gibi)

      Korunum ilkesi kazanılmamıştır.

      İşlemleri tersine çeviremezler.

      Canlı nesnelerle cansız nesneler arasında ayrım yapamazlar.

      Ben-merkezci bir düşünce yapısına sahiptirler.

      Dil gelişiminde monologlar hakimdir.

 

 

3) Somut İşlemler Dönemi (7-12 yaş)

      Korunum ilkesi kazanılmıştır.

      Bu dönem içinde işlemleri ters çevirme kazanılır. (7*6=42   6*7=42)

      Çocuklar sıralama ve çoklu sınıflama yapabilirler.

      Sıralama becerisi somut nesnelerle sınırlıdır.

      Zihinsel işlem yapma yeteneği henüz gelişmemiştir.

      Mantıklı düşünme ancak somut nesneler ve yaşantılar üzerinde gerçekleştirilir.

      Ben merkezcilikten uzaklaşır.

Madde-uzunluk korunumu ve nitelik değişmezliği (6-7)

Alan ve sayıların korunumu (7)

Ağırlık korunumu (9-12)

Hacim korunumu (11-12)

 

4) Soyut İşlemler Dönemi (12 yaş üzeri)

      Zihinden soyut işlemler yapılabilir.

      Şimdi olduğu kadar geleceğe yönelik de düşünce biçimi oluşur.

      Tümevarım, genelleme, akıl yürütme yollarını kullanır.

      Göreli (kişiye, mekana göre değişen) kavramlar edinilir.

      Ergen ben merkezciliği görülür.

      Bilişsel yapıda niteliksel bir gelişme görülmez ama yaşantılarla niceliksel gelişmeler görülmesi mümkündür.

Piaget’e göre eğitimin özellikleri

      Eğitim gelişim teorilerine dayalı olmalıdır.

      Konuların dışardan çocuğa sunulması, onun biliş yapılarını geliştirmeyecektir.

      Okul yaşama hazırlayıcı değil, yaşamın kendisi olmalıdır.

      Okullardaki program ve yöntemler, çocukların biliş yapılarına uygun olmalıdır.

      Eğitim planlamasında, öğretmen rehberliğinde çocukların katılımı da sağlanabilir.

      Eğitimde sınavları zararlı görmektedir.

 

 
« Son Düzenleme: Şubat 09, 2008, 12:50:00 ÖÖ Gönderen: benm » Logged

Çağı anlamakta yetersiz, gelişmelere ve yeniliklere tahammülsüz, kendi insanına karşı güvensiz ve aşağılamacı, sığ aydınlanmacı, emziğini bırakmak istemeyen dar görüşlü ve dar düşünceli resmi ideoloji bu defa duvara çarpmıştır...
Kullanıcı Bilgileri
benm
funda
Daimi Üye
***


Başarı Puanı: 3
İleti Sayısı: 210
Nerden:
Cinsiyet: Bayan

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #1 : Şubat 09, 2008, 12:05:10 ÖÖ »


               
BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

 Jerome Bruner (1966) Piaget’ten sonra bilişsel gelişim kavramını evrensel bir anlayışla incelemiştir. Bruner’e göre (1980) bilişsel gelişim, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Gelişim:  eylemsel (enactive), imgesel (imaginative) ve sembolik (sembolic) olarak adlandırılan belli başlı üç gelişim aşamasından oluşur. Bruner’in gelişim kuramına ilişkin karakteristik özellikler aşağıdaki gibi maddeleştirilebilir.

 Bilişsel gelişim, tepkilerin uyarıcıdan bağımsız hale gelmesidir. Başlangıçta çocuklar uyarıcıların etkisi altındadır, uyarıcı tepkiyi yönlendirir. Değişik uyarıcılara belli yollarla tepkide bulunurlar. Ancak zamanla, tepkileri artan bir şekilde uyarıcıdan bağımsız hale gelir. Çocukta dilin kazanılmasıyla  uyarıcıları kontrol etme, yönlendirme, daha özgün davranma gözlenir.

Gelişim sorununun anlaşılması, bilginin çözümlenmesi, kodlanması, işlenmesi, depolanması ve değerlendirilmesi gibi helezonik bir sıra dizin içinde oluşur. Çocuk dil gibi bir sembol sistemini öğrenmeden, dünyayı anlamlandıramaz. Bilgiyi işlemek ve yeniden üretmek için, dilsel, görsel, matematiksel, mekansal vb. yetilerin eşzamanlı olarak gelişmesi gerekir. Bu süreçte belirleyici etken, bireyin bir semboller sistemi olan dili öğrenerek, başkalarıyla başarılı sosyal ilişkiler kurmasıdır.

 Bilişsel gelişim, bireyin kendisine ve başkalarına ne yaptığını ve ne yapacağını artan bir kapasiteyle açıklamasıdır. Bu kendinin farkında olmadır. Kişisel farkındalık, bireyin kendi kapasitesi hakkında nesnel bir algı ve öznel bir yorum geliştirmesinin anlatımıdır. Böylece birey, kendisiyle olumlu ve üretken bir iletişim kurar. Buna göre daha çok bireyin içsel varoluşuna ilişkin duyuşsal algılarıyla biçimlenen ve Gardner tarafından intra-personel olarak adlandırılan zeka türü gelişir. Bu anlamda bireyin kendisiyle sağladığı iç barış, sosyal ilişkilerinin sağlıklı ve başarılı olmasının da, ön koşuludur.

 Bilişsel gelişimin ayırt edici önem taşıyan bir başka evresi, sosyal farkındalık, bilincinin edinilmesidir. Sosyal farkındalık, bireyin belli bir sosyo-kültürel bağlama uygun davranma yeterliğinin anlatımıdır. Kişisel ve sosyal farkındalık bilinci, alternatif davranış seçenekleri geliştirmek açısından yararlıdır. Böylece birey davranışlarını, diğer insanların tepkide bulunma biçimlerine göre şekillendirir. Ayrıca bu yolla çok boyutlu ve esnek bir referans sistemi geliştirerek, sosyal yaşama etkin ve üretken bir şekilde katılır.

Bilişsel gelişim için sistemli bir öğretici-öğrenici etkileşimi gereklidir. Bruner’e göre baba, anne, öğretmen ve toplumun diğer üyeleri çocuğa öğretmelidir. Sadece bir kültür içine doğmak, tam bir bilişsel gelişim için yeterli değildir. Öğreticiler, kültürü yorumlayarak çocukla paylaşmalıdır. Bu nokta, Vygotsky’nin kuramında da önem taşımaktadır.

 Bilişsel gelişimde dil önemli bir anahtardır. İnsanlar dili kullanarak birbiriyle iletişim kurarlar. Dünyanın kavramlarını dil yoluyla öğrenir, öğretir, sorunlarını dil yoluyla tartışırlar, Dilin doğası ve işlevleri Bilişsel gelişimin bir parçası olarak görülmektedir.

 Bilişsel gelişim, aynı zamanda birçok seçenekle baş etme yeteneğinde artıştır. Etkinlikleri yapma sırasında, değişik birçok duruma sırasıyla dikkat etmek gerekmektedir. Küçük bir çocuğun nesnenin çarpıcı özelliğinde odaklaşması ile ergenin olayları bilimsel bir şekilde incelemesi arasında fark vardır.

Bruner Bilişsel gelişimi Piaget’ye benzer bir şekilde incelediğini belirtmektedir. Her ikisi de dünyaya ilişkin bilginin kodlanması, işlenmesi, depolanması ve sıralanması üstünde durmuşlardır.


BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ

1.      EYLEMSEL DÖNEM (ENACTIVE STAGE) (0-3 YAŞ)

Bilişsel gelişimde ilk aşama eylemsel dönemdir. Çocuk, bu dönemde çevreyi eylemlerle anlar; nesnelerle doğrudan ilişki kurar ve nesnelerin anlamı çocukların onlarla ne yaptığına bağlıdır, çevresindeki nesnelerle ilgili yaşantıyı onlara dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek kazanır. Onlar için nesneler bazı eylemler yaptıkları şeylerdir. Örneğin; kaşık, yemek yediği; bisiklet, bindiği birer nesnedir.Çocuk yaparak ve deneyerek öğrendiği için bu evreye eylemlerle temsil evresi de denilebilir. Bu dönemde bisiklete binmeyi öğretirken, ne sözel sembol, ne de imge kullanabilirsiniz. Çocuklar en kolay psikomotor eylemlerle öğrenebilirler. Çocukların yaparak öğrenmesi söz konusudur. Sözcükleri de onlara ilişkin eylemlerle öğrenirler. Yetişkinler bile bazen yeni bir şeyi öğrenirken, eylemsel döneme dönebilirler. Örneğin otomobil kullanmayı öğrenme vb. Sonuç olarak Bilişsel gelişimin eylemsel döneminde olan çocuklar için, en kolay anlaşılabilir mesajlar eylemlerdir. Bilginin eylemlerle temsil edilme formuna, Gardner “Devinduyumsal zeka” adını vermektedir.

 2.      İMGESEL DÖNEM

 Bilişsel gelişimin ikinci düzeyi, imgesel dönemdir. Bu dönemde bilgi, imgelerle taşınmaktadır. Görsel bellek gelişmiştir. Ancak, çocuğun kararları dile değil, duyu organları yoluyla edindiği duyusal etkilere dayalıdır. Çocuklar, algılarının tutsağıdır. Herhangi bir nesneyi, olayı, durumu nasıl algılarlarsa zihinlerinde o şekilde canlandırırlar. Bu evrede çocuklar kendi algısal dünyalarının tutsağıdır.

 Çocuklar bu dönemde herhangi bir nesneyi, olayı görmeden de resmedebilirler. Örneğin; Çocuk, oturma odasını çizebilir; bir ev resmini görmeden de ev çizebilir. Bu dönem Piaget’nin işlem öncesi dönemine karşılık gelmektedir. Gardner, bilginin imgelerle temsil edilmesine “uzaysal zeka” adını vermektedir.

 3.      SEMBOLİK DÖNEM

 Bilişsel gelişimin sonucu düzeyi sembolik dönemdir. Çocuk artık bu dönemde etkinlik ya da açıklayan sembolleri kullanır. Bu evre, Piaget’in soyut işlemler evresinin karşılığıdır ve 12 yaş civarında başlar.

 Çocuk dil, mantık, matematik, müzik, vb. alanların sembollerini kullanarak iletişim kurabilir.Buna göre bilim adamları, doktorlar ve müzisyenler yaygın biçimde sembolik sistemi kullanırlar. Sembolik dönem, yaşantıların formüle edilmesine olanak sağlar. Örneğin; Ex2; B=I (PXE). Ayrıca, bu dönemde kısa cümlelerle, anlamsal olarak zengin ifadeler oluşturulabilir. Örneğin; damlaya göl olur; boş teneke çok ses çıkarır, vb.

 Semboller yoluyla, az sembolle çok şey ifade edilebildiği gibi; eylemlerle ve imgelerle açıklanamayan olay nesne ve durumlar daha kolay ve etkili olarak ifade edilebilir. Bireyin sembolik döneme ulaşması, zengin yaşantılar kazanmasını sağlar.

 Bruner, çocukların eylemsel temsil döneminden imgesel ve sembolik temsil dönemlerine ilerlediğine inanmaktadır. Ancak bu durum, yetişkinlerin yaşantılarını artık eylemler ve imgelerle kodlayamayacağı anlamına gelmez. Artan yaş ve yaşantılarla, sembolik sistem daha çok kullanılır. Ancak, bazı meslek alanlarındaki kişilerde örneğin; cerrahlarda, sporcularda, piyanistlerde eylemsel kodlama sistemi daha gelişmiştir. Görsel sanatlar alanındaki kişilerde de imgesel temsil süreçleri daha baskındır.

K A Y N A K L A R

Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU

Gelişim Öğrenme ve Öğretim

Ankara,2001

Doç.Dr. Ayhan AYDIN

Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi

Anı Yayınları

Ankara 1999

 

Prof.Dr. Haluk YAVUZER

Bilişsel gelişim Teorileri

« Son Düzenleme: Şubat 09, 2008, 12:51:09 ÖÖ Gönderen: benm » Logged

Çağı anlamakta yetersiz, gelişmelere ve yeniliklere tahammülsüz, kendi insanına karşı güvensiz ve aşağılamacı, sığ aydınlanmacı, emziğini bırakmak istemeyen dar görüşlü ve dar düşünceli resmi ideoloji bu defa duvara çarpmıştır...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: