|
|
 |
« : Ocak 27, 2008, 08:37:55 ÖS » |
|
Avuçlarımın arasına düştü tuzlu ve bir o kadar da sıcak gözyaşım. Yüreğime sürdüm belki kapanmayan yaralarıma iyi gelir diye. Artık başkaları yok, sadece ben iyileştirebilirim onları. Çünkü yaralarımı kanatanlarla, içime onları koyanlarla savaşacak gücüm yok. Öyle inanırdım ki sözcüklerin büyüsüne! Başkasının benim kadar hakkını veremeyeceğini düşünürdüm hep. Meğer asıl düşmanım onlarmış. Asıl düşmanım sözcükleri kullanmasını bilmeyen dudaklardan dökülen itiraz cümleleriymiş!
En sevdiğim mavilerimi kaybettim. Aramıyorum da tekrar bulmak için. Sadece bekliyorum, artık beklediğim beni bulsun diye. Ayırt edemiyorum; yaşadığımın, gecenin siyahımı, günün beyazımı olduğunu! İkisi de aynı geliyor bana, ikisi de yaralarımı acıtmak için yarışıyor gibiler. Kuşlarda terk etti gökyüzümü. Acılarımı unutmak için başlattığım her kaçış, farklı zannettiğim her yol beni sana daha çok yaklaştırdı. “Artık tamamen özgürüm” dediğim anda bile ne kadar tutsak olduğumu gördüm sana ve aşka! Her son bende kapanmayan yaralar açarken senin zaferin oldu. Acım zaferin, ağlamam teselli buluşlarındı hayatında. Uğruna gözyaşı akıtan ilk kişi değildim belki ama, kendine ne kadar uzak, ne kadar yabancı olduğunu hatırlatan tek insandım hayatta. Acılarımla besleniyordun, halbuki sen bunun bile farkında değildin. Farkında değildin, benim sana duyduğum aşktan çok, senin bana muhtaç olduğunun.
Ağlamalarıma muhtaçtın, hiç usanmadan, çekip gitmeden sevişlerime muhtaçtın. Hep itiraz cümleleri çıksa da ağzından aslında sen hep korktun beni kaybetmekten! Yüreğime ‘evet’ demesen bile yanı başında seni olduğun gibi, karşılık beklemeden seven birinin olması sana güven veriyordu. Kötü olduğun gerçeğini unutuyordu sana, hiçbir şey hak etmediğin gerçeğini unutuyordu en başta. Böyle sevilmeyi hak etmediğini biliyor, bu sevgimi devam ettirdiğim için hayret ediyordun bana. Kapanmayan yaralarıma özeniyordun, çünkü senin sevgi adına hiç yaran yoktu. Hiç sevmemiştin belki yada her sevdiğinde, insanların bir parçanı alıp götürmeleri sende böyle doldurulamayan boşluklar yaratmıştı. Bana sıra geldiğinde de işte böyle taş kesilmiştin. Gidenler sana dair acıları bile yanlarında götürmüşlerdi.
Hatırlıyor musun, sana kimseye göstermeye cesaret edemediğim, tıpkı kör bir kuyu gibi uzayıp giden ve karanlığında herkesin gözlerinin açıldığı o –iç dünyamı- anlatmaya çalışmıştım. Senin o –iç dünyaya- neler kattığını ve bana geldiğinde neler katabileceğini göstermek istemiştim. Gelişinle her şeyin yoluna gireceğine, girdiğim bu çıkmaz sokaklardan elimden tutup beni kurtaracağına o kadar inanmıştım ki! En önemlisi de hayatta kazandığım en anlamlı zaferim olacaktın. Çünkü aşk vardı benim için adının her hecesinde. Yüreğindeki her satırda aşkın tarifi gizliydi. Belki bunu bir tek ben fark edebildiğim için bir türlü vazgeçememiştim senden. Bir türlü başka yerlere gidememiştim seni unutmak için. Seni unutmak nefes almayı unutmak gibi bir şeydi benim için. Bu mümkün mü?
Ama asıl savaş benim içimdeydi. Korktum sonra gelişindeki senle, yüreğimde büyüttüğüm senin birbiriyle çakışacağından. Beklediğimin gelenle anlaşamayacağından korktum. Çünkü ben hiç vuslat yaşamadım hasret çektiklerime dair. Hep yeniklikler kuşattı dört bir yanımı. O yüzden kazanmanın, insanın istediği bir şeyi elde etmenin ne olduğunu bilmem ben!
Yüreğimin aşka dair köşesinde birikti yenikliklerim. Geçen gün yolda gördüm seni. Gözlerini kaçırdın gözlerimden telaşla. Güya beni fark etmemiştin. Oysa bir gülümsemen bile dünyalara bedeldi benim için. Her kadehim kaybedişlerime, buldum zannedip de yitirdiklerime kalkıyor artık. Sarhoş oldum her yenilgiden sonra. İşte bu sarhoşlukta ben kendime ulaşamıyorum. Bütün mantık kaideleri, doğru bildiğim her şey bir anda yıkılıp gidiyor. Durup dururken ağlamaya başlıyorum yada sana dair bir anı geliyor aklıma gülümsüyorum, yabancı gözlerin tuhaf bakışlarına inat. Bana gelmedin ama, yüreğimde taa derinlerimde seni yaşamama engel olamazsın ya! Sahi bu kadar derinden sevilmeye değecek ne vardı sende? Sende buldum zannettiklerim ve sadece sana yakıştırdığım güzellikler acaba sahiden var mıydı sende? Çünkü gerçekten aradıklarım ve sana yakışır dediklerim sende varsa beni bu hallere getiren senden başkası olmalıydı, öyle değil mi?
Tarifi mümkün olmayan bir göçün arifesindeyim şu sıralar! Kimse fark etmeden, daha gözler varlığıma alışmadan kopup gideceğim, bana seni yasaklayan bu diyarlardan! İşte benim senden vazgeçeceğim o gün, senin acılarının başladığı gün olacak. Seni bensiz, nefessiz ve aşksız bir hayatı yaşamaya mecbur edecek, benim bu mecburi gidişim! Asıl sitemim ikimizi de başkalarına karşı kör edecek olan bu mecburiyeti, yaşamaya zorlayan kaderedir. Yüreğimi sana anlatamayan sevdama ve yüreğimi anlamayan yüreğinedir asıl isyanım!Seni sensiz daha derin ve daha sınırsız yaşabileceğim bir hayat kuruyorum kendime, kaçırdıklarından habersiz!
|