|
|
 |
« Yanıtla #10 : Nisan 25, 2007, 02:17:41 ÖS » |
|
[ Niyazi Kızılyürek
On yıllardır uluslararası siyasetin çözülemeyen meselelerinden birisi olan “Kıbrıs sorunu” sahnesinden birçok aktör geldi geçti. Kıbrıs Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi’nin ilk başkanı, uzun yıllar Kıbrıs Rum toplumunu görüşmelerde temsil eden “Baş Görüşmeci” ve nihayet Kıbrıs Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olarak on yıl görev yapan Glafkos Klerides de bu sorunun en yakın tanıklarından birisi.
Babasının işlerine göz kulak olmak amacıyla kısa bir süre için İngiltere’den geldiği Kıbrıs’ta siyasete girmeyi hiç düşünmezken, Enosis’i gerçekleştirmek için kurulan EOKA örgütünün avukatlığını üstlenmesiyle “hayatı değişen” Klerides, Niyazi Kızılyürek’le eşsiz bir “tarih yolculuğu”na çıkıyor. Dürüstçe bir geçmiş muhasebesine girişip sorunda Rum tarafının hatalarını, eksikliklerini dile getirmekten kaçınmayan Klerides, yıllarca müzakere masalarında karşı karşıya geldiği dostu Rauf Denktaş’ın çözümü çözümsüzlükte gören yaklaşımı üzerine yaşanmışlıklardan da söz ediyor. Makarios, Dr. Fazıl Küçük, Samson, Ecevit, Papadopoulos, Denktaş, Annan, EOKA, TMT, EOKA B, İngiltere, Yunanistan, Türkiye... Kıbrıs! Uzun yıllar boyunca adanın yaşadığı her dönemeçte bulunan, karar ve icra makamında bulunan bir “öteki”nin gözüyle Akdeniz’in bu küçük ve güzel adasında siyaset yapmaya, uluslararası satranç oyununa dair merak edilen her şey...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 25, 2007, 02:19:25 ÖS Gönderen: kağan42 »
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #11 : Nisan 25, 2007, 02:20:59 ÖS » |
|
 Murat Belge Dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan İstanbul, tarih boyunca içinden çeşitli medeniyetler geçen; Bizans, Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmış olağanüstü tarihî dokuya sahip bir kent. Ve bugünkü İstanbul’da, bu yaşam keşmekeşinin içinde gözümüzden kaçan, haberimizin bile olmadığı bu müthiş tarihî zenginlik hâlâ yerli yerinde duruyor. Savaşlardan, yangınlardan, depremlerden sağ kurtulmuş, yaralı çıkmış birçok bina hızla yenilenen kentin dinamiğine direnerek bir kenarda sessiz sedasız varlığını sürdürüyor. Murat Belge bu rehber kitapta İstanbul’un eşsiz zenginliğini, o kendine has üslûbuyla, aralara serpiştirdiği ilginç hikâyeler ve tarihî “dedikodularla”, Pera, tarihî yarımada, Boğaziçi, Üsküdar gibi eski yerleşim merkezlerinin yanı sıra Pendik’e, Florya’ya, Küçükçekmece’ye, Kilyos’a, hatta Polonezköy’e kadar uzanan bir güzergâhta gözler önüne seriyor. Yeditepeli şehir İstanbul’u tepe tepe gezmek isteyenler ya da gezmeden bilmek isteyenler için...
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #12 : Nisan 25, 2007, 02:22:51 ÖS » |
|
 Uğur Biryol
Hemşinliler, geçtiğimiz yüzyıl dönümünde ekmek parası kazanmak için Rusya gurbetine gittiler. Orada, ekmek ve pasta yapmayı öğrendiler. Hem de çok iyi öğrendiler. Bizzat Rusya’da nam salacak, İran’da, Polonya’da muteber pastaneler açacak kadar. Sonra, Hemşinliler fırıncılığı, pastacılığı bütün Türkiye’ye taşıdılar. Memleketin hem büyük kentlerinde hem taşrasında pastaneler açtılar; pek çok yerde, oranın ilk pastanesiydi bunlar…
Uğur Biryol’un sözlü tarih çalışmasına dayanan kitabı, bu uzun mu uzun göç hikâyesinden enstantaneler sunuyor. Rusya’ya ilk gidişte çekilen meşakkatten saltanatlı patronluk günlerine, Ekim Devrimi’nden sonra Tahran’a, Polonya’ya, hatta Nazi kamplarına uzanan gurbet hikâyeleri… Türkiye’nin ünlü pastanelerinin geçmişi… Hemşin’in sosyal dönüşümü ve ‘terkedilişi’… Pasta ve fırın ustalarının sanatlarına ve bu sanatta Hemşinlilerin özel yerine dair anlattıkları… Pek konu edilmese de aslında hepimizin aşinâsı bir ‘memleket gerçeği’nden, taze poğaça gibi bir tadımlık.
Erhan G.Ersoy’un antropolojik bir bakış açısıyla “Hemşinlilik” üzerine Önsöz’ü ve Hemşinli bir edebiyatçı ve şair olarak Akif Kurtuluş’un Sonsöz’ü, kitaba zenginlik katıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : Nisan 25, 2007, 02:32:18 ÖS » |
|
 Masumlar ve Suçlular Maro Duka Çeviren: Ferah Kunelaki XIX. yüzyıl… Girit… Osmanlı’nın zor yılları… Biri Yunanlı diğeri Türk iki aile… Bir kentin geçmişi ve bugünü… Yıllar sonra, 2000’li yıllarda, Londra’da gazetecilik yapan Giritli bir Türk bu olaylı ayrılışın ardında yatanları araştırmak üzere Hanya’ya gelir ve geçmişin aydınlanmamış noktalarını gün ışığına çıkarır. "Masumlar ve Suçlular", tarihe, milli ideolojiye, aşka ve parçalanmanın eşiğine gelmiş kırılgan, uyumsuz bir toplumun gündelik gerçeklerine hayat veriyor. Tarihi kurgusunun yanı sıra, bir aile tarihini ve roman boyunca süren araştırmacı bir çizgiyle günümüz Yunanistanı’ndaki siyasi yozlaşmayı ve toplumsal çöküşü anlatıyor. Rengârenk ve heyecan verici farklılıklar, ayrıca iç içe geçmiş sorunlu ilişkiler, adanın Venedikli geçmişinin dekoru önünde sergileniyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #14 : Nisan 25, 2007, 02:34:28 ÖS » |
|
 Mutluluğa Övgü Matthieu Ricard Çeviren: Aykut Derman Kim mutlu olmayı istemez? Ama onu nasıl bulacağımızı, nasıl koruyacağımızı ve hatta nasıl tasvir edeceğimizi bilemeyiz. Mutluluk çaba gerektiren, insanı rahatlatan ve herkes tarafından erişilebilen bir şey olarak tanımlanabilir mi? Mutluluğu dışarıda aramak yerine, kendi içimizde mi aramalıyız? Mutluluk kısa süren zevklerle yakalanabilir mi? Yoksa mutluluk, kişisel olmaktan çok şefkat uyandıran, diğer insanların iyiliğini isteyen bir duygu mudur? Gerçekten mutluysak dünyayı değiştirebilir miyiz? İnsanlara duyduğumuz şefkat, nefreti sona erdirme ve sevmediğimiz insanları bile mutlu etme düşüncesine dönüşebilir mi?
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #15 : Nisan 25, 2007, 02:37:20 ÖS » |
|
 Ölüm Kadar Basit Peter James Çeviren: Pınar Aslan Her şey bir şakayla başladı… Körkütük sarhoş bir adam dört arkadaşı tarafından canlı canlı bir tabuta konularak bir mezara bırakıldı… Tabutta hava alması için bir delik ve iletişim sağlaması için bir telsiz vardı. Bir süre sonra da gelip arkadaşlarını alacaklardı. Ama hesapta olmayan bir trafik kazasında hepsi öldü. Telsiz kayboldu… Adamın o tabutta olduğunu onlardan başka bilen yoktu… Polisin elinde dört ceset vardı ve tabuttaki adam artık ardında hiçbir kanıt bırakmadan ortadan kaybolan bir şüpheliydi …
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #16 : Nisan 25, 2007, 02:40:45 ÖS » |
|
 Onlar Başroydeydi Faruk Mercan Özal’ın Kürt sorununu bitirme projesi neydi? 1988-1994 yılları arasında Ankara’yı sarsan 16 suikast gizli servisler arasındaki bir hesaplaşma mıydı? 28 Şubat sürecinde darbeyi önleyen iki komutan kimdi? Kenan Evren’in kızı Şenay Gürvit’in yönettiği ASALA operasyonu neden başarısız oldu? Öldürülen Nesim Malki’nin 14 milyar doları var mıydı? Mehmet Ağar ile MOSSAD yetkililerini İsrail’de buluşturan kimdi? Planlanan Apo operasyonu sabote mi edildi? Polislerin avukatı olarak bilinen İlhami Yelekçi’nin çalınan ve bugüne dek izine rastlanamayan kasasının sırrı neydi? Çatlı Yeşil’i neden ortadan kaldırmak istiyordu? Bütün bu sorularda başrolde hep aynı isimler vardı. Peki figüranlar kimlerdi?
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #17 : Nisan 25, 2007, 02:45:48 ÖS » |
|
Dumlupınar İki Gemi İki Kaptan Bülent Çaplı 4 nisan 1953, saat sabaha karşı 02:15 Geceydi… Soğuktu... Deniz sakin, hava rüzgârsızdı… Ege’de iki gündür süren Mavi Deniz tatbikatına katılan TCG Dumlupınar denizaltısı eve dönüyordu. Aynı saatlerde, İsveç şilebi Naboland İstanbul’dan demir almış, eve dönüş yolculuğuna başlamıştı. Her iki gemi de Çanakkale Boğazı’na doğru yaklaşıyordu. Kuvvetli akıntıların, dar noktaların bulunduğu boğazı geçmek oldukça zordu. Boğaz’ın en dar, en zorlu dönüşü olan Nara Burnu’na yaklaşılıyordu. Birden Dumlupınar’ın gözcüsünün sesi duyuldu; karşıdan gelen bir gemi görmüştü. Aynı anda Naboland’ın 17 yaşındaki gözcüsü de Dumlupınar’ın ışıklarının yaklaştığını haykırdı. Ama artık her şey için çok geçti...
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #18 : Mayıs 25, 2008, 12:28:54 ÖS » |
|
Çok teşekkürler ben bulamadım 
|
|
|
|
|
Logged
|
EcEm
|
|
|
|