Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kardelen-Bahar ARMAĞAN  (Okunma Sayısı 82 defa)
Kullanıcı Bilgileri
bahar21
Yeni Üye
*


Başarı Puanı: 0
İleti Sayısı: 3
Nerden: ankara
Cinsiyet: Bayan

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Ocak 26, 2008, 07:44:29 ÖS »


Kardelen
İlk günlerini hatırla kardelenin. Çocuk kardelen kızıyordu. Ama neye kime kızacağını da bilmiyordu. Hoşnut olmadığı kimliğinden kim sorumluydu? Toprağın nemli ve soğuk sessizliği ona yarıyordu, doğasında vardı. bunu anlıyordu ama neden diğerleri gibi değildi? Baharın ilk çiçeği olduğunu söyleyenleri duymuştu oysa kış çiçeği olduğunun farkındaydı ve bunu kabullenmek istemiyordu. Biraz dişini sıksa olacaktı aslında. Bahar çiçekleri uyanana kadar beklemeliydi. Aralarında pek yaş farkı yoktu doğrusu. Onlarla beraber güneşe gülümserdi. Bu hayal kalbini sevinçle dolduruyordu.
Günler geçiyor toprak gittikçe soğuyordu. Tohumundan çoktan çıkmış, büyümeye başlamıştı. Bunu istemediğinden bedeni uzun ama çelimsizdi. Böylece toprağı delemezdi. Hayali ona güç veriyor ve her gün bu mücadeleye devam ediyordu. Kış geçecek bahar gelecek. Ne güzel!
Ertesi sabah tüm gece hayal kurduğu için uyuyakalmıştı. Uyandığında vakit öğleyi geçiyordu ve güneş bulutların arasından zayıf da olsa ısısını hissettiriyordu. Kardelen can acısıyla gözlerini açtığında uyuduğu için kendine öyle kızmıştı ki boyunun dünden bir hayli uzun olduğunu geç fark etti. Uyumasaydı bu kadar büyümeyecekti belki. Canının acımasına da üzüldü. Güneş böyle sıcaksa nasıl olacaktı yaşamak baharda? Zayıf olmasından kaynaklanıyordu belki. Hem olgunlaşıp hem de baharı beklemek birbirinin tersi gibi bir şeydi. Belli ki bahara ulaşsa bile yaşaması mümkün değildi. Savaşmak anlamsızlığını sürdürüyordu. Ne yapacağını bilemeden akşamın ayazını bekledi ve o soğuklukta kendini daha iyi hissetmenin verdiği güçle yeniden düşünmeye başladı.
Ne yapmalıydı? Kendini doğanın akışına bırakıp kış demlerinde açmak mı yoksa mücadeleye devam edip baharı beklemek mi? Geri dönmek gururunu incitiyordu kardelenin. Solacaksa hayalleri uğruna solacaktı. Buna değer bir hayali vardı çünkü. Yine eskisi gibi uykusuz ve doyumsuz günler kapıdaydı ve o kapıyı kardelen çoktan açmıştı.
Aradan bir hafta geçmişti. Sabaha karşı en soğuk saatlerde kardelen öyle iyi hissediyordu ki birden kendini bırakıverdi. Çok geçmeden başına bir el dokundu ve irkilerek kendine geldi. Bu gençliğin ilk dokunuşuydu. Kalbi hızla çarpıyordu. Uzun ve çelimsiz bedeni artık bir taç taşıyordu. İleride açılacak olan bembeyaz bir çiçeğin saklandığı sıkı bir baştı bu. Karı delip geçmişti ve bunun farkına bile varamamıştı. Savaşmaktan yaşamaya fırsat bulamayan ya da yaşadığının farkına varamayan kardelen şaşırmaktan çok, mutluydu. Yine o güvensizliğin ve kendini bilmezliğin nedeni savaş, hiç bu kadar saçma, anlamsız gelmemişti. Artık hiç bırakmadığı kadar rahat bırakacaktı bedenini.
Gün ortasında üzerindeki kar taneleri ellerini başının üzerinde daha bir istekle gezdirmeye başlamıştı. Yaprakları arasından o çok hoşuna giden soğuk sular yol yol akıyordu. İyice gevşeyen, savaşı bırakan kardelenin taç yaprakları her geçen gün biraz daha açılıyordu.   Bu olgunluk ile gövdesi irileşmişti. Kendi bir taraftan boy verirken karlar da yavaş yavaş eriyerek ona yardım ediyor üzerindeki kalın tabakayı çözüyordu. Tohumu tekti. Bunu başlangıçtan beri biliyordu. Yanında açacak başka başlar yoktu. Bu soğuk sessizlik hiç bitmeyecekti.
Çok az kaldı. Bu gün olmazsa yarın gün yüzüne çıkıyordu kardelen. Artık düşünmüyor, geceleri uykusuz kalmıyor, ne zaman ne yapması gerekiyorsa onu yapıyordu. Kendini yorgun hissetmekle birlikte huzurluydu.
Bir gün daha… İşte güneş ve gökyüzü! İnanması güç bu güzelliğe ve verdiği hisse.   Kardelen keşke tüm hayatımı bu güzellik için harcasaydım, hayalim bu olsaydı, diye yakınmaya başlamıştı bile. O zaman yaşadığı haz ne muhteşem haz, çektiği üzüntülerin bedeli daha doğrusu hediyesi, ödülü ne büyük olacaktı. Yağmur merhaba dercesine yağıyordu. Daha önce topraktan emerek aldığı bu tatlı şey artık bedeninde doğrudan geziniyor, bazen ağırlığıyla onu sarsıyordu. Yapraklarının ucundan bir sıçrayışla toprağa konan damla ne kadar temiz ne kadar da berraktı. Kutsal bir el gibi hep yanındaydı ve yanında olacaktı.
Kardelen günlerini artık boşa harcadığı zamanın ve yanlış düşüncelerin verdiği pişmanlık acısı ile geçiriyordu. Güneşin, gökyüzünün ve yağmurun tadını çıkarırken bunlar bir gölge gibi içini karartıyordu. Başı gittikçe yere eğilmeye başlamıştı. Birkaç gün içinde o hayran olduğu güneş ve gökyüzünü de göremez olmuştu.
Gördüğü tek şey kendi bedeni idi.  Günlerce kendine baktı durdu. İstese de başını çeviremiyordu. Yeni bir mücadele mi başlıyordu yoksa? Yine o sahip olamadığını isteme arzusu. Aynı hatayı tekrar yapacak mıydı? Zamanını huzursuzlukla mı geçirecekti?  İçinden gelen doğru ses hangisi idi? Neden bu güzelliklerden mahrum bırakıldım? Neden göremiyorum istediklerimi? Neden? Kendimden başkasını görememek… Bunun bir anlamı olmalı? Yalnızlığım içinde beni gören, bilen ve beni seven bir varlık mı var ve bana ne söylemeye çalışıyor?
Kardelen yeni bir döneme giriyor ve yine derin düşüncelere dalıyordu. O gün güneşi göremese de yüzünü göstermediğinin farkındaydı. Sıcaklığı yapraklarına değmiyordu. Üstelik gökyüzü de kızmış gibi sert sesler çıkarıyordu. Yağmur canını acıtacak kadar hızlı ve ağırdı. Bunu ona kızdıkları için yaptıklarını sanan kardelen ilk kez ölümü düşünmüştü. Doğru ya da yanlış harcadığı zamanın bir sonu, bu düşüncelerin bittiği bir yer var mıydı? Varsa kendine ne kadar uzaktı? Güvensizliğini artıran bu bilinmezlik ve korku bükülen boynuna başka anlamlar yüklemişti. Başından beri ne düşünceleri ne duyguları olanlara engel olabilmişti. Direnmesine rağmen büyümeye, yaşamaya devam etmişti. Kendini de aşan bir şey vardı ama bulamıyordu. Rüzgâr denilen şey de diğerleri kadar canını acıtmaya başlamıştı. Kendi dışında hayran olduğu tüm varlıklar bu gün düşman gibiydi. Bir toprak var diyordu bana dost. Soğuk toprak, can toprak.
Boş gökyüzünü fırsat bilen güneş çok geçmeden kavurmaya başladı havayı. Rüzgâr alev yüklüydü sanki. Yağmur terk etmiş, karlar ise güneşten hemen sonra bırakmıştı kardeleni. Boynu yumuşamaya ve iyice eğilmeye başlayan kardelen toprak, can toprak diyordu hâlâ. Ilıklığını hissediyordu onun da ama diğerleri kadar acımasız değildi. Zaman tanıyordu sanki ona. Yapabileceği bir şeyler olmalıydı.
Ölüm, yok olmaktı. Tek tohumla bir sonraki kışa çıkabilecek miydi yoksa yok olup gidecek miydi? Yaşamak güzeldi. Bunu ölümün gelişiyle anlamak da yanlışı doğru ile anlamak gibiydi. Bunun için yapabileceği bir şeyler var mı diye düşünürken bir önceki isyanlar bir hiçe dönüşmüştü. Başka bir yerde, başkalarıyla ve başka bir zamanda yaşama isteği ne ifade ediyordu yaşamak olmayınca?
Bedeninin çürüdüğünü hissediyordu ve yaşlandığını. Geriye dönüp bakmak bile yoruyordu. Kendini bilmezliğinin, tanımazlığın karışık düşünüşleri ile geçen bir çocukluk içinde ulaşılmaz hayaller, başını topraktan çıkarış ile gelen soğuk gerçeğin ilk dokunuşu, anlayışın getirdiği olgunlukla uyanış ve nasıl geçtiği anlaşılmayan hayatın son demlerinde kazanılan bir bakış: Hayat bitiyor.
Kardelen elinde ne var diye bakıyor ama bulamıyordu. İçinde isteğe hevese dair hiçbir şey kalmamıştı. Tek düşünebildiği bir daha yaşayabilip yaşayamayacağıydı. Ölümün sıcaklığını yavaş yavaş hissediyordu. Kendini tamamen bırakmıştı toprağa. Aslında hayata. Bekliyordu. Bu bekleyişin bir güzelliği, bu teslimiyetin bir rahatlığı vardı ve yeni bir duygu ile aydınlanıvermişti: umut.
Kardelen uzun zamandır bakıp durduğu, bedeniyle toprağı delip geçtiği yere son bir dirilişle dalıverdi. Yerin altında ilerlerken ruh bunalımları ile büyütmemeye çalıştığı çelimsiz bedenini görüyor o günleri tekrar yaşıyordu. Nasıl geçtiğini anlamadığı şu zamanlar ne kadar da uzunmuş. Tohumuna giden yolda zaman hızla akıp geçiyordu. Kendini tamamen bırakmıştı yola. Ne o güvensizlikler ne korkular ne de bilmezlikler vardı. Düşüncelerin, duyguların bittiği yerde, sade bir karanlığın içinde taptaze bir umutla tohumuna kapandı.
                       Bahar ARMAĞAN
« Son Düzenleme: Şubat 07, 2008, 06:15:10 ÖS Gönderen: Almıla » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: