|
|
 |
« : Nisan 24, 2008, 06:58:34 ÖS » |
|
Ağlayan Sözcükler
Işıklar söner bir bir Bir an kendimi unuttum Köşede uyuyan gölgeye takıldım Parıldayan iki fener
Sanki iki yıldız inmişti O gözlerinin doruklarına. Sağanak sağanak yıldızlar Yağdırılıyor gökyüzünden.
Gök gürlemeleri eşlik ediyor. Ama damla damla Yıldızlar yağıyor. Saf ve masum bir sineye…
Ellerimi uzattım ıslandılar. Biran saflaştı duygularım. Yanaklarından koparsam yıldızları Kızar mı bana gök kubbe.
Neden söndü ışıklar? Göz gözü görmüyor. Bir türlü ay terk etmiyordu. Yıldızlar yanaklarından dökülürken.
Niçin kalbime çarpar? Bilmeme ki nedir sebebi? Gözyaşları düğümlenir boğazımda. Sözcükler ağlıyor.
Terk edilmişliğin acısıydı Yıldızları ağlatan. Sözcükler ateştir. Konuşanı yakar.
Onun için konuşmuyorum ya. Yoksa diyecek bir çift sözüm vardır. Yıldızları güldürecek Karanlığı aydınlatacak odur biliyorum.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 24, 2008, 07:00:09 ÖS Gönderen: kenan-bekirhan »
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 24, 2008, 06:59:02 ÖS » |
|
Aklın Gözlerine İnmişse
Şefkat Ülkesi’nin en nazlı gövdesi Yobaz sokakların öksüz annesi Uçurumların ulaşılmaz ötesi. Gözlerin acımasın kahve renklisi.
Şımarık gözyaşlarının kurumuş çeşmesi. Cıvık hislerin dikenli bahçesi… Sevgi ağacının tatsız meyvesi… Saçların fırtına esintisi…
Gülüşlerin matem sergisi… Masum bakışların acı sevgisi. Yalancı aşkların eğlenmesi… Anlamsız duyguların gülüşmesi…
Türkülerin susmuş sesi. Sevdamın durmaz deresi. Yıldızların karanlığı öpmesi… Gözlerimin gözlerini görmesi…
Güllerin baharı beklemesi… Kalbim gül bahçesi… Son nefeste seni bulma hevesi. Ver gönlünden bir şefkat nefesi.
Özlemler kavuşma hamlesi. Kalplerin görüşmesi. Duyguların titreşmesi. Aşkların şefkate dönüşmesi…
Sevenin sevdiğine kavuşma çaresi. Her zorluğa Eyüp’çe sabretmesi… Yakup’ça: bin bir umutla beklemesi. İsmail’ce itaatin büyüyen abidesi…
Sanma ki hep kalacak, gençlik hevesi. Yaş kırk meftun olduğun gençliğin bitmesi. Simanda oluşacak çizgilerin gölgesi. Gençliğin yaşlanan çehresi…
Saçlarına Yıldızların inmesi… Yaşlanan bedeninin titreşmesi… Kırk yaşında düşer gençlik maskesi. Ruhun bedeni bırakıp gitmesi…
Şefkat ikliminin bitmez sevgisi. Bir gün sana kavuşma gayesi. Birinin sana ulaşma hevesi. Seni anlatamayacağı kadar sevmesi…
Sevenin her engeli aşıp sana gelmesi. Seven ölmez diriltir onu şefkat nefesi. Beni seviyorsan ver canıma nefesi. Bu şiir sana meşru bir çağrı sesi. MAHSUM ATALAY.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2008, 06:59:36 ÖS » |
|
Aldırmayışına
Gel desem gelmezsin. Sev desem sevmezsin. Gül desem gülmezsin. Sevdalara uç desem uçmazsın.
Sana bu kadar çağrı neye. Sevdanın, elini tutmak neye... Gönlümü açmak neye... Aşkı diriltmek neye…
Sevgilerimi kabristana gömeyim. Aşkımı kabir taşlarına yazayım. Ve sevdamı kalbine gömeyim. Yar sen de kurtul benden.
Eğlen gez toz ve eline kına yak. Ardımdan alay ete... Sevmek senin neyine diye. Ardımdan gül simanda güller açsın.
Sen, sen olmaya devam edeceksin. Ben de ben olmaya devam edeyim. Reddinle bırakırsam seni… Bil ki sevmemişim seni, gülüm… MAHSUM ATALAY
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 24, 2008, 07:00:45 ÖS » |
|
Aman Düşünme
Tıka kulaklarını Suskun feryatlara. Yuvadan yavrusu düşen Kuşun çığlığını duyma.
Seyret, o yavruyu eline almış İnşaatlar kıralı Şefkatle öpüp-okşamakta… Yum gözlerini, görme bunları.
Kışın ortasında Köşe başında Duvarın üzerinde İki büklüm duran kedinin
Sakince duruşunu Hırıltılarındaki sedayı Duymaya çalış. Biliyorum geçmeyeceksin yanından.
Bir de bak; inşaatlar kralının Bir anne şefkatiyle o körpe kediyi Kucaklayıp inşaata getirişini Uzaktan olsa da bir izle.
Kapına gelip Halini arz eden İnşaatlar kralını Kovuşunu hatırla.
Sana bir ekmek yetiyorken Aldığın iki ekmeğin Biri akşamdan-sabaha Kalmış bahanesiyle
Gözden çıkardığını. Az da olsa bir hatırla. İnşaatlar kıralı Köşedeki bidonu karıştırırken
Eline batan cisimlerin Çıkardığı kana aldırmadan O ekmeği eline alışını Bir bebeğin sevinciyle kucaklayışını
Bir manzara gibi hayal et. Arkasına bakmadan İnşaata döndüğünü Ekmeğini aldığını gördün.
Ekmeğin kana bulanan Dış kısmını kediye İçini kendine Kırıntıları da kuş yavrusuna
Yedirdiğini uzaktan izliyordun. Onlar için ne güzel ziyafet. Aman ha! Düşünme. Ne o,miden mi bulandı?
Ağzının tadı mı kaçtı? Tiksindin mi kırmızı reçelden? Hazmedemezsin artık baklavaları. Düşünme dedim, hazır zevkini kaçırdın.
Yerde bir metre karın olduğu O soğuk günü hatırla. Evde yumuşacık yataklarda Soba önünde mışıl-mışıl uyumanı
Sıcaktan terlediğini Az da olsa hatırlamaya çalış. Bir de iki yavruyla birlikte İnşaatlar kralının halini düşün.
İnşaat betonlarını Yatakların gibi Evin gibi sıcak mı zannettin? Hiç titredin mi bu manzaraya?
Giydiğin botların Karın üzerinde ki izlerini Bir de yalın ayakların Beş parmaklı izlerin
Kardaki resimleri Hiç dikkatini çekti mi? Vicdanın sızladı mı? Ne zannettin insan olmayı?
Şefkat damarın kabarıp Gece yarılarında Hiç kimsenin görmediği Bir köşede içtenlikle
Gözyaşı döktün mü? Yoksa aman bana ne mi diyorsun? Korkma azıcık düşün. Düşünmek kaçırmayacak zevklerini.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 24, 2008, 07:01:34 ÖS » |
|
Artık Benim Olamassın (şarkı sözleri)
Sana,böyle bir sevdayı,anlatamam. Yüreğimdeki,hasreti anlatamam. Seviyorsam,bilemezsin. Bilirsen de duyamazsın. Heveslerim,senin için… Anlıyorsan sen,gel bana. Bu hasreti benim gibi; Mezarına gömemezsin. Bu sevdayı yüreğinden; Benim gibi sökemezsin. Bu sevgide,yalanım yok. İnanmazsan sor kalbime. Hançer sapladın gönlüme. Sevmiyorsan bırak beni. Bırak bitirem sevdamı. Göz yaşları mı gömeyim. Hayatlar hep,senin olsun. Kahverengi gözlerine vurulayım. Ben öleyim. Kurşunlar,kefenim olsun. Hayatımı,sana verdim. Nefeslerim, sende kalsın. Dudaklarından dökülsün. Şefkatimi zindanlara, Zindanlara ben atayım. Göz yaşların yüreğinde Hep damlasın. Belki bir gün sızlar bana. Belki hatırlarsın beni. Edeceğin ihanetinin Cezasını hep çekersin. Belki de pişman olursun. Kıydığın deli kanlıya. Rüyalarına girerim. Kabus gibi gelirim sana. Kurtuluş yok bu sevdadan. Kimi arar kör gözlerin. Görmez misin bu sevdayı. Kavuşamazsın gönlüme. Artık benim olamazsın. Seni yanıma alırsam, Gelir misin. Geleceksen yeter artık. Bekletme deli gönlümü.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 24, 2008, 07:02:02 ÖS » |
|
Aşk Üzerine Aşk
Âşıksan kelebeğe. Uçmayı sevmelisin. Vurgunsan güllere. Kanamayı özlemelisin.
Baharı seviyorsan. Dirilmeyi sevmelisin. Isınmak istiyorsan. Ateşi sevmelisin.
Sevilmeyi istiyorsan. Sevmeyi öğrenmelisin. Saygı bekliyorsan. Saygı göstermelisin.
Ermişsen o aşkın sırrına. Uça bilirsin artık. Ellerin kanamayacak. Yok olmayacaksın.
Ateş yakmayacak. Seviyorsun seviliyorsun. Saygılısın saygınsın. Aşk üstüne aşk işte budur.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Nisan 24, 2008, 07:02:31 ÖS » |
|
Aşka Dair
Âşık olmuşsan kelebeğe Uçmuştur avuçlarından. Gençliğini sevmişsen Yaşlılık alacaktır onu bedeninden.
Yaşamaya sevdalıysan Ölünce o sevda biter. Gül bahçelerine vurgunsan Sonbaharda onlar da solar.
Anne şefkatine mi muhtaçsın? Anne de seni bırakıp gidecek. Sevdan servet mi? Nasibin iki metre kefen…
Bütün servetin İki tane mezar taşı. Liderlik aşkınsa Emekli edecek yaşlılık.
Kime vurgunsun? Sarı saçlıya Mavi gözlüye Uzun boyluya
Hangi birine? Kumral, esmere mi? Peki, kavuşa bildin mi? İkinci bahara belki…
Vefasızın kızı diyorsun. Vefasız demek çare mi? Sen eti-kemiği sevdin. Onlara kavuşacaksın.
Söz veriyorum sana. Ben kefilim. Et-kemik dediğin topraktır. Kabrinde bol-bol olacak.
Öyle ya aşkına kavuşacaksın. Hep senin gibiler Yanlış anladı aşkı. Aşkı kim verdiyse ona verilmeli.
Etmişsen hatayı. Çekeceksin cezayı. Ölüm aldı sevdayı. İşte buldun sefayı.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 24, 2008, 07:03:23 ÖS » |
|
Aydınlık Sabaha
Yıldızlara uzanırken bakışlarım. Gecenin kalbinde bir yol tutturuyordum. Çıkmaz aydınlık sokaklara. Kalbimde titreyen küçük bir umut gibi…
Her yıldıza dilek ipi bağlıyordum. Dalgalandıkça-dalgalanıyordu Mahzun nazarımda Tıpkı şahadet bayrağım…
Ay kokulu karanlık menekşeler Koku yayarlar hiç durmadan. Gecenin korkunç örtüsü mis kokuyordu. O anda bir hüzün çarpardı kalbime.
Kim bilir? Belki de eski bir sevdanın Hayalleriydi gelip geçen. Beklide unutamadığımdır.
Güneş adım- adım doğuyordu. Her zaman ki şefkatiyle Yıldız-yıldız gözlerimi ve bedenimi Okşar selam dururdu insanlığıma.
Mahzun ve suskun Bir çehreyle günaydın diyordum; Ötüşen kuşlara,parlayan aynalara Hışırdayan yapraklara günaydın…
Güneş ayrılık demlerinde Günün son mektubunu yazmakta… Gece üzerimi örtüyor karanlık Kefenini,uyandırmak umuduyla.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Nisan 24, 2008, 07:04:18 ÖS » |
|
Balçık
Sana gelmeye kara veremiyordum Her baktığım haritada Hep sana gelen yollar var. Hangisinden sana ulaşacağımı
Bir türlü bulamıyordum Hangisinin selametli olduğuna Karar veremiyordum. Güneş gibi parlayan
Nur yolunu buldum. Yürüdüm-yürüdüm sana. Yürüdükçe gözyaşlarım Aktıkça-aktı meğer günahlarımmış.
Tozlu topraklı yollar Çamura bulandı, balçık gibi. Ayaklarımı tutuyor. Hedefe gidişimi yavaşlatıyor.
Yeter artık diyemiyorum. Beni tutmasına kızamıyorum. Balçık kardeşine kavuşmuş. Öyle ya ben balçık o balçık.
Balçıktan yaratıldığımı Bir an unutmuşum. Balçık kardeşimdir. Benim mayemdir.
Mahsum Atalay
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 24, 2008, 07:20:46 ÖS » |
|
Şiirler çok güzelmiş... Paylaşım için sağol....... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|