Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: NE RAHATIZ NE RAHAT!!!  (Okunma Sayısı 173 defa)
Kullanıcı Bilgileri
kağan42
Değerli Üye
****


Başarı Puanı: 7
İleti Sayısı: 457
Nerden: elazıg
Cinsiyet: Bay

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Mart 26, 2007, 11:40:21 ÖÖ »


Kimi insan ne kadar da rahat bir mizaca sahiptir.
En olmadık ortamlarda öyle rahat davranır, en duygusal, gerilimli ya da kritik durumlarda öyle rahat bir laf ederler ki, bazen şaşar kalır, bazen de bu çıldırtıcı rahatlık karşısında sinirlenirsiniz.
??
Bazı hırsızlık menkibelerini siz de duymuşsunuzdur; adam geceleyin bir eve girer, önce mutfakta karnını doyurur, sonra tuvalete gider. Hani neredeyse bir de yatak serip kestirecek bir köşede.
Sabahleyin uyanan ve paralarla altınları yerinde bulamayan zavallı evsahibine ise, dün gece hanesinde olanları bir güzel kavradıktan sonra sadece sinir içinde söylenmek düşer:
"Bari sifonu çekseydin adi herif!"
??
Rahatlık sadece hırsızlara mahsus değil tabii; dedik ya, bu yapı meselesi belki de. Belki bazıları da şartlar gereği mecburen rahattır.
Hani yoksula "Evine it girdi" demişler de o da gayet rahat şekilde"Elleşmeyin acından gebersin" demiş ya, o hesap yani.
Elazığ'lı bir arkadaş anlatmıştı, onların o civarda köylülerden biri doktora gitmiş. Doktor buna bünyesi çok zayıf düştüğü için tüberküloz başlangıcı teşhisi koymuş ve ilaç yazmaya kalkmış.
Köylü, "Para ne gezer ağam? Sen bana başka bir þey söyle."
Doktor da "her sabah aç karnına biraz bal ye" demiş ama gariban balı nasıl alsın!
Köylü ertesi gün pazara gidip bal satan birinin yanına durmuş.
Belli ki mizacen rahat biri? Parmağını bala daldırıp ağzına götürdükten sonra yöre şivesiyle sormuş:
-Bu ne mi?
-Bal, bal.
Hasta "hıı" dedikten sonra bu sefer iki parmağı birden daldırıp sormuş:
-Bal mı ne mi?
Satıcı "Bal yav, bal işte, görmiy misin?" deyince bizimki bu sefer neredeyse avucuyla epey bir bal kaldırıp ağzına atarak sormuş:
-Kaça mı?
Satıcının sabrı taşmış tabii:
-Ulan alacaksan al artık, almıysan da git işen! Zaten "Bu bal mı? Ne mi? Kaça mı?" derken yarısını yedin. Cehennem ol git, hayvanoğlu hayvan!
Köylü oradan sıvışmış ama o günkü bal nasibini de almış.
Yarına Allah kerim!..
??
Kimisi vardır, rahatlığı karşısındakini umursamamaya kadar vardırır.
Telefonun olmadığı dönemlerde bir köyde iki arkadaş sabah namazı vaktinde köPage Ranküde buluşmak için sözleşmişler. Biri ötekine şöyle demiş:
"Öğleye kadar beklersin, geldim geldim, gelmediysem gidersin!"
??
Bir de olaylar karşısında istifini biraz bozar gibi yapan ama yanlış konuda bozanlar vardır.
Kadın akşam eve gelen kocasına heyecanla anlatmış:
-Biliyor musun bugün ne oldu? Annem bizden çıkıp alt kattaki komşuya oturmaya inerken merdivenden yuvarlandı.
-Sen şuna gene gürültü yapıp, konu komşuya rezil olduk desene.
??
Kimi insan yeni bir çevreye gidince, orada bazı şeylerin değiştiğini anlamaz. O yine bildik rahatlığına devam eder. Eski düzeni her yerde sürdürmeye çalışır.
Bizim Urfa'nın toprak ağalarından biri İstanbul'a gelir.
Haşıllı şalvarını ayağına çekmiş, yeleğini giymiş, atkısını sarmış, kehribar tesbihini şakırdatarak Beşiktaş'ta yürümektedir.
Ancak bir taraftan biraz kaymış olan atkısı yere değmekte, çamurlanmaktadır. Bir genç ona yaklaşarak gayet kibar bir dille "Amcacığım" der, "Atkınız yerde sürünüyor."
Bizim Ağa hiç istifini bozmadan şöyle der:
"Onu yerden al, amcanın omzuna at!"
??
Kimisi de karşısındaki ne kadar heyecanlansa da rahat ve sakindir.
Bir tanıdık anlatmıştı. Bir çay bahçesinde nargile çeken birini askerdeyken bir alt ranzada yatan arkadaşına benzetmiş. Evet evet o! Ee, 15 yıl sonra asker arkadaşına rastlamak az şey mi?
Hemen heyecanla yanına yaklaşıp sormuş:
-Sen Uykucu Remzi değil misin?
-Hee, sen kimsin?
-Koğuşta senin bir üst ranzada yatan Cevdet.
-Hangi Cevdet?
-Ulan kaç Cevdet vardı bölükteki soruyorsun?
-Bilmem ki. Kaç taneydi?
-Bir tane.
-O da sen miydin yani?
-Evet.
-Şu bir gece ayağımı incittiğimde benim yerime de nöbet tutan kıvırcık Cevdet mi?
Bizimkisi artık hatırlanmanın rahatlığıyla "Evet, ta kendisi" deyip oturur. Asker arkadaşı "Garsooon!" diye seslenince daha da keyiflenir.
Ama Remzi'nin garsona dediği biraz hayal kırıcıdır:
-La oğlum, bu nargilenin ataşı daima söniy. Tezzele şunu yav!
??
Rahatlık her ülkede her yerde vardır. Ama bazı rahatlıklar biraz üçkağıtçılığa girer.
Doğu Bloku zamanında nasılsa NATO ile Varşova Paktı üyeleri bir uçakta toplanmışlar. Uçak aniden irtifa kaybetmeye başlayınca pilot, "Yük fazla. Birilerinin atlaması lazım" demiş.
Fransız ayağa kalkmış, "Viva Republica! Yaşasın Fransa!" dedikten atlamış aşağıya.
Pilot "yetmiyor" demiş. Bu defa bir İngiliz "Tanrı Kraliçeyi korusun!" deyip atlamış aşağıya.
Kapitalistler "Sizde hiç delikanlı yok mu?" gibisinden komünistlere alaycı şekilde bakmaya başlamışlar.
Bunu gören Rus rahat rahat oturduğu yerden utanma belası ayağa kalkıp "Yaşasın 17 Ekim Devrimi, Yaşasın halkların kardeşliği!" diye bağırdıktan sonra?
Bulgar'ı kaptığı gibi atmış aşağıya!..
??
Temel, çay içmeye gittiği arkadaşı Dursun'un işyerinde otururken çenesini biraz kaşıdıktan sonra "Bu Cumartesi günü Dursun" diye girmiş lafa, "Benim oğlan sana 3 bin dolar getirip verecek!"
Dursun, "Valla sağol Temel, gerçekten de memnun oldum ama nerden icap etti" deyince Temel gayet rahat cevap vermiş.
"Çünkü sen de bana şu anda 3 bin dolar vereceksin de ondan!"
Logged

Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
Kullanıcı Bilgileri
alptuğ
Konuk
« Yanıtla #1 : Mart 27, 2007, 12:27:08 ÖS »

paylaşım için sağol,ama Elazığ Şivesini yanlış kullanmışsın kardeş Sırıtan


mesela görmiy misin değil görmi misin gibi  Sırıtan Sırıtan
« Son Düzenleme: Mart 27, 2007, 12:28:15 ÖS Gönderen: alptuğ » Logged
Kullanıcı Bilgileri
suz-i dil
suz-i dil
Paylaşımcı Üye
*****


Başarı Puanı: 17
İleti Sayısı: 519
Nerden: ELAZIĞ
Cinsiyet: Bay

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #2 : Mart 27, 2007, 10:49:39 ÖS »

Teşekkürler. Hâkikaten bazen özellikle kendi çevremde de görüyorum, insanlar bazı olaylara karşı çok duygusuz, patavatsız tavırlar gösterebiliyor. Örneğin, televizyonda bazen kaza görüntülerinde yaşanan hâdiseler... Üzgün

Ve bir örnek: Üzgün



Sudanlı aç bir çocuğun incecik siyah teni, narin kemikleri ve güneşten pişmiş öne eğik başı. Küçük kızın açlıktan bir adım daha atacak gücü kalmamış. Yere kapaklanmış, emekleyerek bir kaç kilometre ilerideki yardım kampına gitmeye çalışıyor. Biraz arkasında ise bir akbaba sabırla bekliyor. Ölse de yesem diye.


Ve küçük kız için inanılmaz bir fırsat doğuyor: Küçük kızı kurtarabilecek bir insan olayı görüyor ve yanına yaklaşıyor. Ve işte zamanın durduğu an:


Kızın bu halini gören gazeteci Kevin Carter, fotoğraf makinesi ile bu anı donduruyor ve çektiği bu fotoğrafla hayalindeki Pulitzer ödülünü 1994 yılında alıyor.


1994 yılında Sudan da çekilen bu fotoğraf Afrikada ki açlığın simgesi oldu ve belkide bir çok insan bu fotoğraf sayesinde açlıktan kurtuldu.


Ancak insanlar olayı sadece bir fotoğraf karesi olarak görmüyorlardı, Kevin Carter e olayın devamını yani küçük kıza ne olduğunu sordular. Cevap en az fotoğraftaki manzara kadar içler acısıydı:


Carter, küçük kıza yardım etmediğini ama fotoğraf çekerken akbabanın korkup kaçtığını, kızın yaşayıp yaşamadığını bilmediğini ama yaşıyor olması gerektiğini, çünkü gıda yardımı yapılan Amerikan üssünün Ney(AMERİKA ve yardım) Sustum pek de uzakta olmadığını söyledi.


İnsanların Carter a o anda ne cevap verdi bilemiyoruz, ancak Carter 3 ay sonra kendince bir cevap buldu. Fotoğraf makinesini elinden bırakıp, bahçe hortumunu arabasının egsozuna taktı ve hayatına son verdi. Kevin Carter in bıraktığı intihar notunda bu fotoğrafla ilgili veya içinde bir takım ızdıraplar olduğunu gösterecek her hangi bir ifade bulunmadığı belirtiliyor...
« Son Düzenleme: Mart 27, 2007, 10:57:29 ÖS Gönderen: suz-i dil » Logged

Kızımın iffeti batmakta rezîlin gözüne
Acırım tükrüğe billâhi tükürsem yüzüne!
                                    Mehmet Akif Ersoy

Kullanıcı Bilgileri
~~gisem~~
€ѕя@ℓι
Paylaşımcı Üye
*****


Başarı Puanı: 12
İleti Sayısı: 1.124
Nerden: @ℓιηιη ιzιη νєя∂ιğι нєя уєя∂єη:):):)
Cinsiyet: Bayan

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #3 : Mayıs 13, 2008, 10:52:04 ÖS »

paylaşım için saool
Logged

єѕяα&αℓι
             ...ѕєηι çσк ѕєνιуσяυм............нαуαтιмιη αηℓαмι...

    
_______$$$$$$$$______$$$$$$$$$_________
______$$$$$$$$$$$$__$$$$$$$$$$$$$_______
_____$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$______
_____$$$$$$$$     eSrA&aLi      $$$$$$$______
_____$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$______
______$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$_______
________$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$_________
___________$$$$$$$$$$$$$$$$$____________
_____________$$$$$$$$$$$$$______________
________________$$$$$$$_________________
___$$$___$$$______$$$______$$$___$$$____
__$$$$$_$$$$$_____________$$$$$_$$$$$___
__$$$$$$$$$$$_____________$$$$$$$$$$$___
____$$$$$$$_________________$$$$$$$_____
______$$$_____________________$$$_______
_______$_______________________$________
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: