Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Olgun ama, bir okadar da solgun...  (Okunma Sayısı 61 defa)
Kullanıcı Bilgileri
Böriteçine
Üye
**
Avatar Yok


Başarı Puanı: 0
İleti Sayısı: 48
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Ocak 27, 2008, 08:20:28 ÖS »


Olgun ama, bir okadar da solgun...

İki ahşap duvarlı, tek pencereli evde oturuyordu. Gündüzleri bürosunda çalışır, geceleri ise sürekli düşünürdü. Kitap okumayı sever ama, çok konuşmaktan haz etmezdi. Yaşı 34 tü ve 35. yaşın tam olgun yaş olduğuna inanırdı. 3 ay'ı vardı 35'e girmesine. İçinde küçükte olsa bir heyecan vardı. Pek sakin, mütevazi bir burjuva çocuğuydu. Ailesinden gelen terbiye, o nu bu güne kadar saf ve temiz tutmayı başarmıştı. Gün içinde yaşadığı aksiliklere genellikle tebessüm eder, zaman-zaman da kendi içinde savaşır ama, kızgınlığını dışarı yansıtmayan birisiydi. Aslında o'nu kızarken pek görende olmamıştı çünkü, mütevazilik ve hoşgörü onun ruhunda vardı ve herkez doğuştan gelen bir fenomen olduğuna inanırdı. Tabi bu hoşgörü ve mütevaziliği çekemeyenler ve o'nu kıskananlarda vardı. Mahallenin en güzel kızı olması da bu kıskançlıkları kamçılayan başlıca sebeplerdendi.

Duyduğu bütün dedikodulara güler, genel de duymamaya çalışır, görmemezlikten gelirdi. Çünkü biliyordu, duyduğu herşeyi kafasına takarsa kendisine zarar vereceğini. Ayrıca; her çıkan lafa, laf ile değilde, susarak cevap vermenin en mantıklı yol olduğunuda biliyordu. Kavga etmekten ve edenlerden hiç hoşlanmazdı. Medeni ve uygardı. Genelde sırtına kadar uzanan kıvırcık saçlarına mütemadiyen düz fön çektirip, rüzgâr da  dalgalandırmayı severdi. Endamlı ve alımlı bir bedeni vardı. Son 1 hafta kalmıştı 35'e girmeye. ve  yüreğindeki heyecan, her geçen gün daha da artıyor, tam doruklara çıkıyordu.

Bir Ağustos sabahıydı. Hava güneşli, kuşlar cıvıl-cıvıldı. Sokak önünde top oynayan çocuklar o nun uyanmasına sebep olmuştu. Zaten 1 saat sonra kalkıp işe gitmesi gerekiyordu. Kaltı ve işe gitmek için kahvaltısını yaptı, daha sonra üzerini değiştirdi. Hazırlanmıştı, kapıdan çıktı ve çantasını unuttuğunu hatırladı. Tekrar kapıyı açıp içeri girdi ve çantasını aldı. Buruk ve hüzünlü gözlerle  kapıdan içeri baktı ve yavaşça kapıyı tekrar kapattı. Kendi kendine küçük bir tebessüm attı. İçine olmadık bir sıkıntı saplanmış, içten içe yüreğini kemiriyordu. O güneşli hava, yerini birden bire sim-siyah yağmur bulutlarına bırakmıştı. O sabah işe gitti ama bir türlü akşam edemedi... Nihayet akşam olmuştu ve evin yolunu tutmak üzere işten ayrıldı. İçindeki anlamsız sıkıntı hala geçmemışti ve biraz yürümek istedi. Karşı sahile geçip yarım saat kadar yürüyüş yaptı. İçindeki sıkıntı hala devam ediyordu ama o, sıkıntı geçmiş gibi davranmak istiyordu. Yürüyüşten yoruldu ve tekrar eve gitmek istedi. zaten otobüs saati de yaklaşmıştı. Dalgındı. Sahilden karşıdaki durağa geçmek istedi fakat, karşıdan hızla gelen bir kamyon, onun 35. yaşını görmesini son 1 hafta kala engelledi. Aslında 35, onun için olgun bir yaş değil, tam tersine solgun bir yaş demekti...
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: