Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: PABLO NERUDA  (Okunma Sayısı 248 defa)
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Şubat 02, 2008, 12:48:38 ÖÖ »


Pablo Neruda (asıl ismi: Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto) (12 Temmuz 1904 Parral, Şili - 23 Eylül 1973 Santiago), Şilili yazar ve şair. Her şeyden önce ülkesindeki ve İspanya'daki faşizme karşı durmuştur. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü almıştır.

Yaşamı boyunca güçlü siyasi duruşuyla tanınmıştır. Sürgüne gönderilmeden önce açıksözlü bir komünist olarak, Şili Komünist Partisi'ne hizmet etmiştir.

Şair takma ismini Çek meslektaşı Jan Neruda'dan türetmiştir. Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır.

1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmiş, ancak daha sonra başkan seçilen Salvador Allende'yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda'yı Şili'nin Fransa elçisi olarak görevlendirmiştir. İki buçuk yıl bu görevi yürüten Neruda 1972 yılında sağlık sorunları sebebiyle görevden çekilmiş ve Şili'ye dönmüştür. 24 Eylül 1973'de öldürülmüstür pinoshe tarafından.

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #1 : Şubat 02, 2008, 12:49:50 ÖÖ »

TÜRKÇE'DE PABLO NERUDA

ŞİİR
        Sorular Kitabı, Pablo Neruda, Çeviri: Acem Özler-Jörg Spötter-Şahap Eraslan, Broy Yayınları, İstanbul, 1987       
        Sevdiğime Seslenir Gibi (Viente Poemas de Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Sibel Özbudun-Kemal Özer,
        Yordam Yayınları, İstanbul, 1992
        Seçme Şiirler, Pablo Neruda, Çeviri: Enver Gökçe, Yön Yayıncılık, İstanbul, 1992
        20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı (Viente poemas de amor y una cancion desespereda), Şiir Anıtları 3,
        Pablo Neruda, Çeviri: Sait Maden, Çekirdek Yayınlar , İstanbul, 1996
        Makasçı Uyansın, Pablo Neruda, Çeviri: Nice Damar, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 1996
        Şiirler, Pablo Neruda, Çeviri: Hilmi Yavuz, Cem Yayınevi, İstanbul, 1997
        Aşk Soneleri Ateşten Kılıç (Cien Sonetos Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Metin Cengiz, Papirüs Yayınları,
        İstanbul, 1997
        Yüz Aşk Şiiri (Cien Sonetos de Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Erdoğan Alkan, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1998
        Kara Ada Şiirleri, Şiir Anıtları 7, Pablo Neruda, Çeviri: Sait Maden, Çekirdek Yayınlar, İstanbul, 1998
        Kuşlar Sanatı (Arte de Pajaros), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1998
        100 Aşk Sonesi, Pablo Neruda, Çeviri: Adnan Özer, Gendaş Kültür, İstanbul, 1998
        Kuruntular Kitabı (Estravagario), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1999
        Kaptanın Dizeleri ve Yürekteki İspanya (Los Versos del Capitan), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, Kaynak
        Yayınları, İstanbul, 2000
        Neruda Dünya Şiir Mitosları, Çeviri: Adnan Özer, Gendaş Kültür, İstanbul, 2002
        Yüreğim Rüzgârlarla Özgür, Pablo Neruda, Çeviri: Cevat Çapan, Adam Yayınları, İstanbul, 2002
        Yürekte İspanya, Pablo Neruda, Çeviri: Enver Gökçe, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 2003

DÜZYAZI

        Şiir Boşuna Yazılmış Olmayacak, Pablo Neruda, Çeviri: Nesrin Arman, Broy Yayınları, İstanbul, 1984
        Yaşadığımı İtiraf Ediyorum (Confieso Que He Vivido), Pablo Neruda, Çeviri: Ahmet Arpad, Milliyet Yayınları,
        İstanbul, 1998

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #2 : Şubat 02, 2008, 12:50:40 ÖÖ »

NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ

Neden öldün Nâzım?  Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız
     şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek
     miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın
     bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta,
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...

Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım
     sensiz
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden
     yoksun
Dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.

Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde

Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya.
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.



Pablo  NERUDA

Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU


Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #3 : Şubat 02, 2008, 12:51:08 ÖÖ »

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ 

Onlar ölmediler yok, 
Ateş fitiller gibi: 
Dimdik ayakta, 
Barut ortasındalar! 

Karıştı, bakır tenli 
Çayır  çimene, 
Karıştı, 
O canım hayalleri: 
Zırhlı bir rüzgar, 
Perdesi gibi; 
Bir set gibi: 
Kızgın çehreli, 
Göğüs gibi: 
Göğün görünmez göğsü gibi! 

Analar, onlar ayakta 
Buğday içindeler, onlar, 
Yücelerden yüce dururlar: 
Dünyayı doruktan seyreden, 
Bir öğle güneşi gibi. 
Bir çan darbeleri gibi, 
Onlar. 
Ölmüş gövdeler arasında, 
Zaferi çekiçleyen bir ses gibi 
Onlar, 
Kara bir ses gibi. 
Ey canevinden vurulmuş, 
Toz duman olmuş bacılar! 
İnanın oğullarınıza. 
Kök oldu onlar, 
Sade kök: 
Kan suratlı, 
Taşlar altında. 
Karışmadı toprağa, 
Dağılmış kemikçikleri. 
Ağızları ısırır hala, 
Kuru barutu; 
Ve demir bir okyanus gibi, 
Titreşirler hala. 
Ben ölmedim der, 
Yumrukları; 
Yukarı kalkık yumrukları, 
Daha. 

Bunca yere düşmüşlerden, 
Yenilmez bir hayat doğar: 
Bir tek beden olur, 
Analar, bayraklar, çocuklar, 
Hayat gibi canlı tek bir beden; 
Bir yüz bekler karanlıkları, 
Ölü gözleriyle, 
Kılıcı dopdolu, 
Dünya ümitlerinden. 

Dursun, 

Dursun yas esvaplarınız. 
Yığın derleyin, 
Gözyaşlarınızı; 
Bir metal oluncaya kadar: 
Bununla vuracağız, 
Gündüz gece; 
Bununla çiğneyeceğiz, 
Gündüz gece; 
Bununla tüküreceğiz 
Gündüz gece 
Kin kapılarını, 
Kırıncaya kadar. 

Oğullarınızı bilirdim, 
Unutmadım acılarınızı. 
Ölümleriyle nasıl kıvandıysam, 
Hayatlarıyla da öyleyimdir. 
Onların gülüşleridir: 
Karanlık atölyeleri ışıtan. 
Her gün metroda, yanıbaşımda: 
Onların ayak sesleridir, 
Çın çın. 
Akdeniz portakallarında, 
Güney ağları içinde; 
Yapılarda, 
Basımevi mürekkeplerinde; 
Kalplerini tutuşur gördüm onların, 
Güçle, yangınla. 

Ben de sizler gibiyim, analar . 
Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu. 
Gülüşlerinizi öldüren kanla, 
Serpilip gelişmiş; 
Bir orman gibidir kalbim. 
Günlerin kahredici yalnızlığı, 
Uyanışın sisli öfkeleri 
Girmiştir içine. 

Susamış sırtlanları, 
Bitip tükenmez ürmeleriyle 
Afrikadan gürleyen hayvan sesini; 
Öfkeyi, iniltileri, hoşgörmeleri, 
Bırakın, bir yana bırakın. 
Ölümün ve tasanın 
Çemberinden geçmiş analar, 
Doğan ulu günün ortasına bakın: 
Bu topraktan güler ölüleriniz. 
Kalkık yumrukları titrer, 
Buğdayın üstünde, 
Bilesiniz. 

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #4 : Şubat 02, 2008, 12:51:31 ÖÖ »

MUZAFFER HALK 

Yüreğim bu kavganın içinde 
Kazanacak halkım 
Bütün halklar kazanacak bir bir. 
Bu acılar, ıslak bir mendil gibi 
Kumlar arasından 
Şehit duraklarından. 
Süzülüp ortaya çıkaracak her şeyi, 
Şanlı günler yakındır çünkü 
Kinler susacak bir an 
Ceza veren eller titremesin diye, 
Günler tam dolsun diye, 
Halk caddelerde. 
Bir güzel, bir güçlü 
Yerini alsın diye! 
İşte benim günüm bu 
İşte hoşgörürlüğüm 
Başka sancağım yok benim! 

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #5 : Şubat 02, 2008, 12:51:53 ÖÖ »

BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRLERİ YAZABİLİRİM


Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"

Gökte gece yelinin söylediği türküler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler

Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler

Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler

Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler

Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler

Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere
Uzaklarda birinin söylediği türküler

Bakışlarım kovalar onu tellim her yerde
Bakışlar sanki onu bana getirecekler

Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler

Sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler

Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler

Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer

Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler

Budur bana verdiği acıların en sonu
Sondur bu onun için yazacağım dizeler


   Pablo  NERUDA

Çeviri : Hilmi YAVUZ

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #6 : Şubat 02, 2008, 12:52:28 ÖÖ »

BAYRAKLAR NASIL DOĞAR 

Bayraklarımız her zaman böyle doğmuştur. 
Halk işlemiştir onları 
Tüm sevgisiyle 
Onun parçalarını dikmiştir 
Bütün yoksulluğuyla 
Ve yıldızı çivilemiştir 
Canı gönülden 
Gökte ya da gömlekte vatanın yıldızı için 
Bir mavi kesmiştir 
Ve damla damla 
Kırmızı doğmuştur 
ABRAHAM JESUS BRITO 
(POETE POPULAIRE) 

(Seçme) 

Jesus Brito’dur adı, Jesus Parron, halktır adı 
Gözleri ırmak olmuştur 
Elleri ise köklerdir. 

Pablo NERUDA

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #7 : Şubat 02, 2008, 12:53:02 ÖÖ »

AMERİKA 
Yanım, yörem hanımeli, 
Çevrilmişim, çevrilmiş: 
Çölle, çakalla, kıvılcımla. 
Yanım yörem, burcu burcu leylaklar, 
Günler sarmış beni, aylar; 
Çevrilmişim, çevrilmiş: 
Tek tanışım, sularla. 
Yanım yörem tırnaklardır, balıklar, 
Çevrilmişim, çevrilmiş: 
Tek kurduğum şey, masalarla. 
Sarmış beni, incecikten ve cenkçi: 
Çanlar dolu kıyıdaki köpükler. 
Volkanın erguvan gömleği, 
Yerlinin erguvan gömleği; 
Ve kökler, 
Dikenler, yapraklar arasında; 
Çırılçıplak bir ayağın çizdiği, 
Patika; 
Varıyorlar ayaklarıma geceleyin, 
Geçeyim diye üstlerinden. 
La Guayra’nın, 
Trinidad’ın dalgakıranlarında, 
Ve zenciler içinde var iken ben; 
Guatemala’nın rüsvalık barışında, 
Kondorların kanlı pençelerinde, 
Var iken ben; 
O değirmi, o anlaşılmaz, 
O pırıl pırıl gökboşluğunda, 
Buzullardan dökülen küllerde, 
Köylülerin el arabalarında, 
Depremde, 
Ve doğumlarının rahminde var iken; 
Sükunun içinde, 
Küçümencik burçlarla taçlanmış 
Akşamında, 
Senin karnında, karnında var iken ben; 
Tümcek, tümcek gecemdir benim. 
Gündüzümdür; 
Tümcek tümcek, 
Havamdır benim, yaşadığımdır, 
Acı çektiğimdir, yücelttiğimdir, can verdiğimdir; 
Yani tümcek; 
Toprağa yayılmış kan, 
Bir güz gibi mahzun; 
Ölümün korkunç sancağı, 
Ulu ormandaki; 
Ve bozguna uğramış, 
Saldırıcının adımları; 
Ve çığlıkları cengaverlerin, 
Ve uyuyan mızrakların, 
Tan kızıllığı. 
Ve tedirgin uykuları, 
Askerlerin; 
Timsah sükununun, 
Çamurlara belendiği, 
Koca nehirler; 
Başkaları unutulmuş, 
Yeni şehirlerin; 
Oldum olası ele geçmez kuşların, 
Korosu; 
Ve ormanın, kokuşmuş aydınlığında, 
Koruyucu şimşeği, ateşböceğinin; 
Tümcek tümcek... 
Dilime türkü ettiğim heceler, 
Ne ışıktan olmalıdır, ne geceden Amerika. 
Zaferimin ekmeğinden, 
Ve şimşekten çekip koparılan madde: 
Topraktan olmalıdır, topraktan. 
Kil enginiyle sarılmışım ben. 
Yaşadığımca: 
Ellerimin içinde akan, 
Cömert topraklardan, 
Bir kaynaktır. 
İçtiğim, şarap değil toprak, 
Ağzımın toprağı, 
Sırlı toprak, ekenek toprağı; 
Ve sebzelerden, ışıktan borasıyla, 
Çiğiyle, 
Altın kileriyle, tahıl köküyle 
Topraktır. 
 

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #8 : Şubat 02, 2008, 12:53:54 ÖÖ »

YARGIÇLAR 

(Seçme) 

Ne hakkın olacak, 
Ne, bir şeyciğin. 
Sen, Amerikaların, 
Terkedilmiş oğlu, 
Sen ey yoksulluk kadehi: 
Aşağı Peru’da, Patagonya’da, 
Şehirlerde ve Nikaragua’da, 
Korumak için toprağını, 
Ve ufacık evini, mısırlarıyla; 
Ne yargıç var sana, 
Ne kanun. 

Efendilerinin, 
Seni yenenlerin sultanlığı, 
Geldiği çağda; 
Yeni unutulmuştu daha, 
Bıçaklı, 
Pençe tırnaklı eski düş. 
Göğünü, ıssız komak için, 
Geldi kanun; 
Tapılmış toprağını, 
Çekip almak için geldi; 
Nehirlerinin suyunu, 
Kapışmak için; 
Ağaçlarının hürlüğünü, 
Çalmak için geldi. 

Yalancı tanıklar, 
Tuttular. 
Vura vura deldiler, 
Yüreğini: 
Celplerle, kağıtlarla, 
Soğuk fermanlar altına, 
Gömdüler seni. 
Acının sınırında, 
Ayıkınca bir: 
Odsuz ocaksız, kimsesiz, 
Tığ teber, şah-ı merdan; 
Al dediler zindan, 
Al dediler zincir, 
Vurdular kelepçeyi; 
Yüzüp te bir yoksul can, 
Kurtarmayasın diye, 
Boğulasın diye boğulasın, 
Debelene, debelene. 
   

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Kullanıcı Bilgileri
Almıla
Yönetici
******


Başarı Puanı: 9
İleti Sayısı: 533
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #9 : Şubat 02, 2008, 12:56:22 ÖÖ »

SAVAŞAN TOPRAK 

Önce, toprak dayandı 
Araconya karı 
Beyaz bir ateş gibi yaktı 
Saldırganın ayaklarını 

Parmakları soğuktan düşüyordu 
Almgros’un elleri, ayakları 
Karanlığın mezar kazıcıları 
Ve yırtıcı pençeleri, karda 
Sadece donmuş birer et 
Ve sıradağlar denizinde 
Bir sessizlik idiler 

Şili rüzgarı kırbaçlıyordu 
Yıldızları özümleyerek 
Süvarileri, açgözlüleri devirerek 
Almagro’yu açlık 
Görünmez ve çınlayan bir çene gibi izledi 
Atlar, bu buz bayramına 
Kurban edilmiştiler 
Ve Güney’in ölümü 
Tesbih taneleri gibi döktü 
Almagro’nun tırısını 
Atı Peru’ya dönünceye dek 
Orda Kuzey’in ölümü 
Yolun kıyısına oturmuş 
Bir baltayla 
Bu püskürtülen fatihi bekliyordu 

Logged

    "Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111) 
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: