|
|
 |
« : Şubat 02, 2008, 12:48:38 ÖÖ » |
|
Pablo Neruda (asıl ismi: Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto) (12 Temmuz 1904 Parral, Şili - 23 Eylül 1973 Santiago), Şilili yazar ve şair. Her şeyden önce ülkesindeki ve İspanya'daki faşizme karşı durmuştur. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü almıştır.
Yaşamı boyunca güçlü siyasi duruşuyla tanınmıştır. Sürgüne gönderilmeden önce açıksözlü bir komünist olarak, Şili Komünist Partisi'ne hizmet etmiştir.
Şair takma ismini Çek meslektaşı Jan Neruda'dan türetmiştir. Daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır.
1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmiş, ancak daha sonra başkan seçilen Salvador Allende'yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda'yı Şili'nin Fransa elçisi olarak görevlendirmiştir. İki buçuk yıl bu görevi yürüten Neruda 1972 yılında sağlık sorunları sebebiyle görevden çekilmiş ve Şili'ye dönmüştür. 24 Eylül 1973'de öldürülmüstür pinoshe tarafından.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Şubat 02, 2008, 12:49:50 ÖÖ » |
|
TÜRKÇE'DE PABLO NERUDA
ŞİİR Sorular Kitabı, Pablo Neruda, Çeviri: Acem Özler-Jörg Spötter-Şahap Eraslan, Broy Yayınları, İstanbul, 1987 Sevdiğime Seslenir Gibi (Viente Poemas de Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Sibel Özbudun-Kemal Özer, Yordam Yayınları, İstanbul, 1992 Seçme Şiirler, Pablo Neruda, Çeviri: Enver Gökçe, Yön Yayıncılık, İstanbul, 1992 20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı (Viente poemas de amor y una cancion desespereda), Şiir Anıtları 3, Pablo Neruda, Çeviri: Sait Maden, Çekirdek Yayınlar , İstanbul, 1996 Makasçı Uyansın, Pablo Neruda, Çeviri: Nice Damar, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 1996 Şiirler, Pablo Neruda, Çeviri: Hilmi Yavuz, Cem Yayınevi, İstanbul, 1997 Aşk Soneleri Ateşten Kılıç (Cien Sonetos Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Metin Cengiz, Papirüs Yayınları, İstanbul, 1997 Yüz Aşk Şiiri (Cien Sonetos de Amor), Pablo Neruda, Çeviri: Erdoğan Alkan, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1998 Kara Ada Şiirleri, Şiir Anıtları 7, Pablo Neruda, Çeviri: Sait Maden, Çekirdek Yayınlar, İstanbul, 1998 Kuşlar Sanatı (Arte de Pajaros), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1998 100 Aşk Sonesi, Pablo Neruda, Çeviri: Adnan Özer, Gendaş Kültür, İstanbul, 1998 Kuruntular Kitabı (Estravagario), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1999 Kaptanın Dizeleri ve Yürekteki İspanya (Los Versos del Capitan), Pablo Neruda, Çeviri: Erdal Alova, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2000 Neruda Dünya Şiir Mitosları, Çeviri: Adnan Özer, Gendaş Kültür, İstanbul, 2002 Yüreğim Rüzgârlarla Özgür, Pablo Neruda, Çeviri: Cevat Çapan, Adam Yayınları, İstanbul, 2002 Yürekte İspanya, Pablo Neruda, Çeviri: Enver Gökçe, Evrensel Basım Yayın, İstanbul, 2003
DÜZYAZI
Şiir Boşuna Yazılmış Olmayacak, Pablo Neruda, Çeviri: Nesrin Arman, Broy Yayınları, İstanbul, 1984 Yaşadığımı İtiraf Ediyorum (Confieso Que He Vivido), Pablo Neruda, Çeviri: Ahmet Arpad, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1998
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Şubat 02, 2008, 12:50:40 ÖÖ » |
|
NÂZIM'A BİR GÜZ ÇELENGİ
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek miyiz bir daha? Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız? Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu? Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın bana Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar Düşerlerdi orada, uzakta, Yaşarken kendine seçtiğin Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet sunuyorum Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üstünde parıldayan Halkların kavgasını ve kavgamı benim Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da yalnızım sensiz Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen yüzünden yoksun Dostluğumuzdan, bana ekmek olan, Rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan.
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle Kuyu gibi kapkara zindanlardan Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları Ellerinde izi vardı eziyetlerin Hınç oklarını aradım gözlerinde Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin Yaralar ve ışıklar içinde
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlar Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya. Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın, Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun? Teşekkürler, böyle olduğun için! Teşekkürler o ateş için Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
Pablo NERUDA
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Şubat 02, 2008, 12:51:08 ÖÖ » |
|
OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ
Onlar ölmediler yok, Ateş fitiller gibi: Dimdik ayakta, Barut ortasındalar!
Karıştı, bakır tenli Çayır çimene, Karıştı, O canım hayalleri: Zırhlı bir rüzgar, Perdesi gibi; Bir set gibi: Kızgın çehreli, Göğüs gibi: Göğün görünmez göğsü gibi!
Analar, onlar ayakta Buğday içindeler, onlar, Yücelerden yüce dururlar: Dünyayı doruktan seyreden, Bir öğle güneşi gibi. Bir çan darbeleri gibi, Onlar. Ölmüş gövdeler arasında, Zaferi çekiçleyen bir ses gibi Onlar, Kara bir ses gibi. Ey canevinden vurulmuş, Toz duman olmuş bacılar! İnanın oğullarınıza. Kök oldu onlar, Sade kök: Kan suratlı, Taşlar altında. Karışmadı toprağa, Dağılmış kemikçikleri. Ağızları ısırır hala, Kuru barutu; Ve demir bir okyanus gibi, Titreşirler hala. Ben ölmedim der, Yumrukları; Yukarı kalkık yumrukları, Daha.
Bunca yere düşmüşlerden, Yenilmez bir hayat doğar: Bir tek beden olur, Analar, bayraklar, çocuklar, Hayat gibi canlı tek bir beden; Bir yüz bekler karanlıkları, Ölü gözleriyle, Kılıcı dopdolu, Dünya ümitlerinden.
Dursun,
Dursun yas esvaplarınız. Yığın derleyin, Gözyaşlarınızı; Bir metal oluncaya kadar: Bununla vuracağız, Gündüz gece; Bununla çiğneyeceğiz, Gündüz gece; Bununla tüküreceğiz Gündüz gece Kin kapılarını, Kırıncaya kadar.
Oğullarınızı bilirdim, Unutmadım acılarınızı. Ölümleriyle nasıl kıvandıysam, Hayatlarıyla da öyleyimdir. Onların gülüşleridir: Karanlık atölyeleri ışıtan. Her gün metroda, yanıbaşımda: Onların ayak sesleridir, Çın çın. Akdeniz portakallarında, Güney ağları içinde; Yapılarda, Basımevi mürekkeplerinde; Kalplerini tutuşur gördüm onların, Güçle, yangınla.
Ben de sizler gibiyim, analar . Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu. Gülüşlerinizi öldüren kanla, Serpilip gelişmiş; Bir orman gibidir kalbim. Günlerin kahredici yalnızlığı, Uyanışın sisli öfkeleri Girmiştir içine.
Susamış sırtlanları, Bitip tükenmez ürmeleriyle Afrikadan gürleyen hayvan sesini; Öfkeyi, iniltileri, hoşgörmeleri, Bırakın, bir yana bırakın. Ölümün ve tasanın Çemberinden geçmiş analar, Doğan ulu günün ortasına bakın: Bu topraktan güler ölüleriniz. Kalkık yumrukları titrer, Buğdayın üstünde, Bilesiniz.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Şubat 02, 2008, 12:51:31 ÖÖ » |
|
MUZAFFER HALK
Yüreğim bu kavganın içinde Kazanacak halkım Bütün halklar kazanacak bir bir. Bu acılar, ıslak bir mendil gibi Kumlar arasından Şehit duraklarından. Süzülüp ortaya çıkaracak her şeyi, Şanlı günler yakındır çünkü Kinler susacak bir an Ceza veren eller titremesin diye, Günler tam dolsun diye, Halk caddelerde. Bir güzel, bir güçlü Yerini alsın diye! İşte benim günüm bu İşte hoşgörürlüğüm Başka sancağım yok benim!
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Şubat 02, 2008, 12:51:53 ÖÖ » |
|
BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRLERİ YAZABİLİRİM
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"
Gökte gece yelinin söylediği türküler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Uzaklarda birinin söylediği türküler
Bakışlarım kovalar onu tellim her yerde Bakışlar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler
Pablo NERUDA
Çeviri : Hilmi YAVUZ
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 02, 2008, 12:52:28 ÖÖ » |
|
BAYRAKLAR NASIL DOĞAR
Bayraklarımız her zaman böyle doğmuştur. Halk işlemiştir onları Tüm sevgisiyle Onun parçalarını dikmiştir Bütün yoksulluğuyla Ve yıldızı çivilemiştir Canı gönülden Gökte ya da gömlekte vatanın yıldızı için Bir mavi kesmiştir Ve damla damla Kırmızı doğmuştur ABRAHAM JESUS BRITO (POETE POPULAIRE)
(Seçme)
Jesus Brito’dur adı, Jesus Parron, halktır adı Gözleri ırmak olmuştur Elleri ise köklerdir.
Pablo NERUDA
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 02, 2008, 12:53:02 ÖÖ » |
|
AMERİKA Yanım, yörem hanımeli, Çevrilmişim, çevrilmiş: Çölle, çakalla, kıvılcımla. Yanım yörem, burcu burcu leylaklar, Günler sarmış beni, aylar; Çevrilmişim, çevrilmiş: Tek tanışım, sularla. Yanım yörem tırnaklardır, balıklar, Çevrilmişim, çevrilmiş: Tek kurduğum şey, masalarla. Sarmış beni, incecikten ve cenkçi: Çanlar dolu kıyıdaki köpükler. Volkanın erguvan gömleği, Yerlinin erguvan gömleği; Ve kökler, Dikenler, yapraklar arasında; Çırılçıplak bir ayağın çizdiği, Patika; Varıyorlar ayaklarıma geceleyin, Geçeyim diye üstlerinden. La Guayra’nın, Trinidad’ın dalgakıranlarında, Ve zenciler içinde var iken ben; Guatemala’nın rüsvalık barışında, Kondorların kanlı pençelerinde, Var iken ben; O değirmi, o anlaşılmaz, O pırıl pırıl gökboşluğunda, Buzullardan dökülen küllerde, Köylülerin el arabalarında, Depremde, Ve doğumlarının rahminde var iken; Sükunun içinde, Küçümencik burçlarla taçlanmış Akşamında, Senin karnında, karnında var iken ben; Tümcek, tümcek gecemdir benim. Gündüzümdür; Tümcek tümcek, Havamdır benim, yaşadığımdır, Acı çektiğimdir, yücelttiğimdir, can verdiğimdir; Yani tümcek; Toprağa yayılmış kan, Bir güz gibi mahzun; Ölümün korkunç sancağı, Ulu ormandaki; Ve bozguna uğramış, Saldırıcının adımları; Ve çığlıkları cengaverlerin, Ve uyuyan mızrakların, Tan kızıllığı. Ve tedirgin uykuları, Askerlerin; Timsah sükununun, Çamurlara belendiği, Koca nehirler; Başkaları unutulmuş, Yeni şehirlerin; Oldum olası ele geçmez kuşların, Korosu; Ve ormanın, kokuşmuş aydınlığında, Koruyucu şimşeği, ateşböceğinin; Tümcek tümcek... Dilime türkü ettiğim heceler, Ne ışıktan olmalıdır, ne geceden Amerika. Zaferimin ekmeğinden, Ve şimşekten çekip koparılan madde: Topraktan olmalıdır, topraktan. Kil enginiyle sarılmışım ben. Yaşadığımca: Ellerimin içinde akan, Cömert topraklardan, Bir kaynaktır. İçtiğim, şarap değil toprak, Ağzımın toprağı, Sırlı toprak, ekenek toprağı; Ve sebzelerden, ışıktan borasıyla, Çiğiyle, Altın kileriyle, tahıl köküyle Topraktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 02, 2008, 12:53:54 ÖÖ » |
|
YARGIÇLAR
(Seçme)
Ne hakkın olacak, Ne, bir şeyciğin. Sen, Amerikaların, Terkedilmiş oğlu, Sen ey yoksulluk kadehi: Aşağı Peru’da, Patagonya’da, Şehirlerde ve Nikaragua’da, Korumak için toprağını, Ve ufacık evini, mısırlarıyla; Ne yargıç var sana, Ne kanun.
Efendilerinin, Seni yenenlerin sultanlığı, Geldiği çağda; Yeni unutulmuştu daha, Bıçaklı, Pençe tırnaklı eski düş. Göğünü, ıssız komak için, Geldi kanun; Tapılmış toprağını, Çekip almak için geldi; Nehirlerinin suyunu, Kapışmak için; Ağaçlarının hürlüğünü, Çalmak için geldi.
Yalancı tanıklar, Tuttular. Vura vura deldiler, Yüreğini: Celplerle, kağıtlarla, Soğuk fermanlar altına, Gömdüler seni. Acının sınırında, Ayıkınca bir: Odsuz ocaksız, kimsesiz, Tığ teber, şah-ı merdan; Al dediler zindan, Al dediler zincir, Vurdular kelepçeyi; Yüzüp te bir yoksul can, Kurtarmayasın diye, Boğulasın diye boğulasın, Debelene, debelene.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 02, 2008, 12:56:22 ÖÖ » |
|
SAVAŞAN TOPRAK
Önce, toprak dayandı Araconya karı Beyaz bir ateş gibi yaktı Saldırganın ayaklarını
Parmakları soğuktan düşüyordu Almgros’un elleri, ayakları Karanlığın mezar kazıcıları Ve yırtıcı pençeleri, karda Sadece donmuş birer et Ve sıradağlar denizinde Bir sessizlik idiler
Şili rüzgarı kırbaçlıyordu Yıldızları özümleyerek Süvarileri, açgözlüleri devirerek Almagro’yu açlık Görünmez ve çınlayan bir çene gibi izledi Atlar, bu buz bayramına Kurban edilmiştiler Ve Güney’in ölümü Tesbih taneleri gibi döktü Almagro’nun tırısını Atı Peru’ya dönünceye dek Orda Kuzey’in ölümü Yolun kıyısına oturmuş Bir baltayla Bu püskürtülen fatihi bekliyordu
|
|
|
|
|
Logged
|
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)
|
|
|
|