Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2
1  Yazışmalık.Com - Bölümler / Tanışma Bölümü / Ynt: Yeni Üyeler Buraya !! : Mayıs 03, 2007, 09:35:59 ÖÖ
ikinizde aramıza hoşgeldiniz...slm ve dua ile...
2  Yazışmalık.Com - Bölümler / Din / Peygamberimizin (SAV) Mektupları : Nisan 26, 2007, 02:52:23 ÖS



Bunlardan Hz. Peygamber'e (SAV) atfedilen 2 Mektubun aslı zamanımıza kadar muhafaza edilebilmiştir. Mısır hükümdarı Mukavvıs'a hitaben yazılmış olanı İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi’nde saklanmaktadır. Yine bu arada Halife Ömer zamanından kalma ve üzerlerinde 22 vd. Hicri yılların tarihlerini taşıyan Mısır papirusları arasında bulunmuş diğer bir çok resmi mektuplardan da bahsedilebilir..slm ve dua ile...
3  Yazışmalık.Com - Bölümler / İlköğretim - Ortaöğretim / Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne Bağlı Okullar : Nisan 26, 2007, 02:45:29 ÖS

Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne Bağlı Okullar

1. Anadolu Kız Meslek Liseleri: İlköğretim okulu üzerine, bazı derslerin öğretimini yabancı dille yapan, öğretim süresi bir yıl hazırlık sınıfından sonra 3 yıl olan ve mesleğe yönelik teknik elemanların yetiştirildiği okullardır. Çeşitli meslek alanlarına yönelik 22 bölümde faaliyet göstermektedir.Eğitim İngilizce ve Almanca dillerinden biriyle yapılmaktadır. Bu okullardan teknisyen ünvanı ile mezun olanlar, alanları ile ilgili işyerlerinde çalışabilecekleri gibi, isterlerse yüksek öğretim kurumlarına da devam edebilirler.

Bu okullarda uygulanan programlar ise şöyledir:

Bilgisayar

Büro Yönetimi Sekreterlik

Çocuk Gelişimi

Deri Hazır Giyim

Elektronik

Grafik

Hazır Giyim

İç Mekan Tasarımı

Moda (Giysi) Tasarım

Örme Hazır Giyim

Resim

Restorasyon

Seramik

Seyahat Acentacılığı

Süs Bitkileri

Tekstil Boya-Baskı-Desen

Tekstil Dokuma

Tekstil İplikçilik

Tekstil Kalite Kontrol

Tekstil Tasarımı

Turizm Endüstrisi Servis Hizmetleri

Yat Kaptanlığı
4  Yazışmalık.Com - Bölümler / Fıkralar / NEYMİŞ İSMİN NEYMİŞ... : Nisan 26, 2007, 02:38:05 ÖS
neymiş ismin
Adamın biri bir gün yolda giderken bir çocuk görür ve çocuğu çok sevimli bulur; çocuğa:
"Senin adın ne?"
Çocuk tam söyleyeceği sırada:
"Dur ben tahmin edeyim", diyerek sözünü keser, ama ipucu olarak baş harfini söylemesini ister. Çocuk:
"Y" der, adam başlar saymaya...
"Yasin?"
Çocuk başını sallar.
"Yusuf?!."
Çocuk yine başını sallar.
Adam y harfi ile başlayan tüm isimleri sayar, çocuk her seferinde başını sallar adam iyice sinir olur ve kız isimleri de saymaya başlar; çocuk yine başını sallar. Adam en sonunda:
"Bilemedim. Yahu neymis senin ismin?!."
Çocuk yanıt verir:
"Yamazan''...SLM VE DUA İLE...
5  Yazışmalık.Com - Bölümler / Duvar Yazıları / SORULAR-CEVAPLAR... : Nisan 26, 2007, 01:41:49 ÖS

Soru: Bir kadın kocasını milyoner yapabilir mi?
Cevap: Kocası daha önce milyarderse evet.

Soru: Mikroskopla kadın arasında ne benzerlik vardır?
Cevap: İkisi de pireyi deve yapar.
 
Soru: Geveze bir kadınla tespih arasında ne fark vardır?
Cevap: Biri çekilir, diğeri hiç çekilmez
 
Soru: Duvar saati ile geveze bir kadın arasında ne fark vardır?
Cevap: Duvar saati hiç olmazsa arada bir durur.
 
Soru: Birbiriyle tartışan iki erkekle birbiriyle tartışan iki kadınarasında ne fark vardır?

Cevap: Tartışan iki erkek kendilerini, iki kadınsa üçüncü bir kadını tartışırlar.

Soru: Bir kadın ile gazetenin benzerliği nedir?
Cevap: Her ikisi de ağzına kadar laf doludur ve insanı paradan çıkarır.
6  Yazışmalık.Com - Bölümler / Hikâye / ÇATLAK TESTİ : Nisan 26, 2007, 01:30:42 ÖS
Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın
iki ucuna asili testilerle dereden su taşırmış evine..

Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış...
Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz
testi adamın doldurduğu
suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..

Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yari dolu
olarak varırmış.
Iki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldurmuş ama
evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış...

Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için
çok gururlanıyormuş...
Fakat zavallı çatlağı olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun
sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş.

Iki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi,
ırmak kenarında
adama şöyle demiş:"Kendimden utanıyorum. şu yanımdaki çatlak nedeniyle,
sular eve gidene kadar akıp gidiyor.." Adam gülümseyerek dönmüş testiye;
"Göremedin mi? yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu.

Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri
senin kusurunu,
çatlağını biliyordum.. Senin tarafına çiçek tohumları ektim.Ve hergün
o yolda ben su taşırken,
sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum.
Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve
zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.

Her birimizin kendine has kusurları vardır. Hepimiz birer çatlak testiyiz..
Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç
yapan, mükafatlandıran, renklendiren..
Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin.. Dışlarındaki
kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün...
7  Yazışmalık.Com - Bölümler / Din / Bir Kalpte Beş Sevgi : Nisan 26, 2007, 01:28:55 ÖS
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali (k.v.)'ye bir gün şu suali sormuşlar:

- "Ya Ali! Allah'ı sever misin?"

- "Şuphesiz Ya Resullallah!"

- "Beni sever misin?"

- "Severim."

- "Fatıma'yı sever misin?"

- "Severim."

- "Hasan ve Hüseyin'i sever misin?"

- "Severim."

- "Kalp bir ; muhabbet beş... Bu beş muhabbeti bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?" sualine karşı Hz. Ali cevap veremediler. Sonra bu meseleyi zevce-i muhteremeleri Hz. Fatımatu'z Zehra (r. anha)'ya açtıklarında Fatıma Validemiz cevaben,

- "Cihetler ayrıdır ; Allah'ı sevmek akıldan, Peygamberi sevmek imandan, evladı sevmek tabiattan, zevceyi sevmek muhabbettendir."

Hz. Ali (k.v.) bu doğru cevabı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e arz ettiklerinde Resul-u Ekrem Efendimiz (s.a.v.) bu cevabın kendisinden olmadığını işareten,

"Bu meyve (cevap) ancak bir nübüvvet ağacındandır" buyurdular
8  Yazışmalık.Com - Bölümler / Siyaset / AKP'nin Adayı GÜL.... : Nisan 25, 2007, 02:43:37 ÖS
inş İNŞALLAH vatana ve millete hayırlı olur. slm SELAM ve dua ile...

Düzenleme: Yazım yanlışları düzeltildi....Saygılar Pantürkist....
9  Yazışmalık.Com - Bölümler / Deyimler & Atasözleri / ATASÖZLERİ : Nisan 25, 2007, 02:30:29 ÖS
Yabancı koyun kenara yatar.
Bir yere, çevreye ya da bir topluma yeni gelen kimse, insanlarla hemen ilişki kurup kaynaşamaz; onların arasına giremez, uzakta durur. Çünkü yabancılık çeker. Oradaki insanlar da huyunu suyunu bilmedikleri bir adamı hemen aralarına almazlar zaten.

Yağına kıymayan, çöreğini yavan (yoz, kuru) yer.
Bir işten iyi sonuç alınmak isteniyorsa, o iş için lâzım olan şeyler eksiksiz kullanılmalı, gerekli fedakârlık gösterilmelidir. Yoksa kişi istediği verimi alamayacak, olumsuz ve kusurlu sonuca evet demek zorunda kalacaktır.

Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?
Her mevsim özelliğini açıkça ortaya kor. Yaz sıcağından, kış yağmur ve soğuğundan bellidir. Bunun gibi kişilerin de kendilerine has özellikleri ve nitelikleri vardır ki, toplumda bu yanları ile tanınırlar. O hâlde kişi bu özelliğini saklayıp başkalarını yanıltmamalıdır. Ne demişler: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Kişiye ancak bu yakışır.

Yakın (hayırlı) dost (komşu), hayırsız akrabadan (hısımdan) yeğdir (iyidir).
Sıkıntıya düşen kişi, öncelikle akrabalarından ilgi bekler, yardım ve iyilik umar. Ancak bu beklentileri boşa çıkmış, akrabaları yüzüne bakmamışlardır. Öte yandan dost ve komşuları onu yalnız bırakmamış, ilgi ve yardımlarını esirgememişlerdir. İşte bunun için hayırlı dost, hayırsız akrabadan daha iyidir.

Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yalan, aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen sözdür. Eğer kişi, öyle her duyduğunu doğru kabul edip aslını araştırmadan başkasına aktarırsa birilerini yanıltır; kendisi de yalancı konumuna düşer.

Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yalan söylemeyi huy edinmiş kimselere kolay kolay kimse inanmaz. Kişilerin yalancı hakkındaki bu kanıları öyle pekişir ki, yalancının sözleri gerçeği yansıtsa bile onun bu sözlerine kimse inanmaz.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Hayatını yalancılık üzerine oturtmuş olan insanlar, kendi yalanlarına destek olacak tedbirleri alırlar; bunun için de gerekli titizliği gösterip masrafa girerler.

Yalnız öküz, çifte (boyunduruğa) koşulmaz.
Her işin uygun bir yapılma biçimi vardır. Dolayısıyla iki kişinin ancak yapacağı bir işi, tek kişi ile yapmaya kalkışmak doğru bir hareket değildir.

Yalnız taş duvar olmaz.
İnsanlar bir arada yaşamak zorundadırlar. Bu zorunluluk bir dayanışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar. Nasıl ki tek taşla duvar yapılamazsa, insanlar da tek başlarına tüm işlerinin üstesinden gelemezler. Dolayısıyla diğer insanlarla ilişki kurmak, işbölümü yapmak, iş birliğine geçmek durumundadır.

Yanlış hesap Bağdat`tan döner.
Ortaya çıkan bir yanlışlık çok geç de olsa, ne olursa olsun düzeltilmelidir.

Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Değerli, elinden iş gelen kimse boşta kalmaz. Mutlaka kendisine bir iş bulunur.

Yarası olan gocunur.
Bir işte sorumlu aranırken kusurlu olan kimse, açığı ortaya çıkacak diye telâşa düşer.

Yarım elma, gönül (hatır) alma.
Sunulan armağan küçük de olsa, gönül almaya yeter. Çünkü önemli olan dostlarımızı unutmadığımızı, hatırladığımızı ortaya koymaktır.

Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Her işin bir ehli, ustası ya da uzmanı vardır. Bir iş, ehline değil de, yarım yamalak bir bilgiye sahip olan kişiye teslim edilirse, o işten iyi sonuç alınamaz. Hatta işin tamamen bozulduğu, kötü bir sonuç verdiği bile olur. Tecrübesi olmayan, acemi, kusurlu, eksik bir doktorun uyguladığı tedavi insanı ölüme götürebilir. Bunun gibi dinin ilkelerini iyi bilmeyen hoca da, insanları yanlış bilgilerle donatıp, onları, dine ters düşen yollara itebilir.

Yarınki kazdan, bugünkü tavuk yeğdir.
Bk. “Bugünkü tavuk...”

Yaş kesen, baş keser.
Ormanı meydana getiren ağaçlar bir memleketin can damarıdır. Yeşil tabiat, berrak su, temiz hava, yağmur, cıvıl cıvıl kuşlar, ağaçla birlikte vardır. Ağaçsız kalan yer kısa zamanda çöle döner, hayat orada son bulur. Öte yandan, ağaç memleket ekonomisine de sayısız katkılarda bulunur. Hem ekolojik denge, hem de iktisadi hayat açısından ağacı koruma görevi bir zorunluluktur. Bu bakımdan bir ağacı boş yere kesen, insan hayatına kıymış gibi suç işlemiş olur.

Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
Çok güçlü olup da çalışmayan, soylu olup da bir şeyler üretmeyen, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kimselerden; güçsüz olup da çalışan, boş oturmayan ve geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir.

Yatanın, yürüyene borcu var.
İhtiyaçlarını gidermek, yaşamak isteyen kişi paraya ihtiyaç duyar. Para da ancak çalışmakla elde edilir. Tembel tembel oturan, çalışmayan, zamanını boşa geçiren kimse para kazanamaz. Para olmayınca da ihtiyaçlarını sağa sola borçlanarak karşılama yoluna gider. Doğal olarak borçlandığı kimseler de çalışan, boş durmayan, zamanını değerlendiren kimselerdir.

Yatan kurttan, yeler tilki yeğdir.
Bk. “Yatan aslandan...”

Yavaş (yumuşak huylu) atın çiftesi pek (yavuz) olur.
Mizaç itibariyle ılımlı, uysal, kaba ve hırçın olmayan, kolay yola gelen insanlar genellikle çok sabırlı olurlar. Bunlar öyle olur olmaz şeye hemen öfkelenmezler, kızmazlar. Ancak kimi zaman öyle öfkelenip patlarlar ki yanlarında durulmaz. Kendilerinden hiç beklenilmeyen bu tepkinin tek sebebi, sabırlarının artık taşmış olmasıdır. Bu bakımdan bu gibi kimselerin yumuşak huylarına aldanıp da gereksiz yere üzerlerine gidilmemelidir.

Yavuz at, yemini (yavuz it ününü) kendi artırır.
Gayretli, girişken, çalışkan, görevini ihmal etmeyen, üzerine aldığı işi tam yapan kimseler bunun mükâfatını görürler.

Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır.
Edepsiz, arsız, ahlâksız, şarlatan, öyle kimseler vardır ki bunlar suç işlemekle kalmazlar, işledikleri suçu reddettikleri gibi, bir de bu suçu, zarar verdikleri kimseye yüklemeye ve onu susturmaya çalışırlar.

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
Anne-baba pek çok emek sarf edip zahmete katlanarak çocuklarını yetiştirip büyütürler. Ne var ki, büyüyen bu çocuklar kendilerini bu yaşa getiren anne-babalarını çoğu kez beğenmezler.

Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
1. Yazın o sıcağında durmayan, güneşe aldırmadan çalışıp kazanan, yiyeceğini hazırlayan kişi kışın rahat eder; hiç sıkıntı çekmez. 2. Gençlikte çalışıp kazanan, har vurup harman savurmayan, varlık edinen kişi ihtiyarladığında rahat eder; sıkıntı çekmeden hayat sürer.

Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
1. Yazın çalışma, kazanma günleridir. Bu zamanlarda çalışmayıp keyiflerine bakanlar, gününü gün ederler, kışın zor şartlarında yiyecek bulamazlar; sıkıntıya düşer ve ona buna avuç açarlar. 2. Gençliğinde çalışmayıp tembel tembel oturan, eğlenceye dalan, mal-mülk edinmeyen, kazanç sağlamayan kimse ihtiyarlığında ya da hastalığında sıkıntıya düşer; perişan olur.

Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.
Bk. “Yazın gölge hoş...”.

Yeğniği yel alır, ağır yerinde kalır.
Kişiliksiz, ağırbaşlı olmayan, züppe-hoppa, gayri ciddî, bir sözü diğerini tutmayan, hafif meşrep, zayıf karakterli kimseler bir varlık gösteremezler; bir yerde tutunamadıkları gibi onun bunun oyuncağı da olurlar. Ama ağır başlı, tavırlarında ciddî, sözünde duran, kişilikli, ahlâklı kimselere kimse ilişemez; onlar bulundukları yerde kolayca barınırlar, işlerinde başarılı oldukları gibi sevilip sayılırlar da.

Yel, kayadan ne koparır (aparır).
Güçsüz, güçlüye etki edemez. Sağlam karakterli, kişilik sahibi, onurlu, ciddî kimselere öyle önemsiz etkiler hiçbir şey yapamaz. Sağlam bir temele oturmuş işleri de kimi olaylar kolay kolay etkileyip bozamaz.

Yemeyenin malını yerler (üstüne bir bardak bu içerler).
Kimi cimri kimseler para ve mallarını biriktirirler ama harcamaya, yemeye bir türlü kıyamazlar. Ne var ki, onların kıyıp da faydalanamadığı bu para veya malı sağlıklarında o ya da bu, öldükten sonra ise mirasçıları bir güzel yerler.

Yerdeki yüze basılmaz (kimse basmaz).
Ağırbaşlı, nazik, alçakgönüllü, ilişkilerinde ılımlı kimselere kimse hor gözle bakmaz; onları hırpalamaz, ezmeye çalışmaz. Bunun yanında felâkete uğramış, yenik düşmüş, muhtaç kimselere de merhametli davranılır.

Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.
Kişi neyle uğraşacağını, ne iş yapacağını, hangisinin kendisine uygun geleceğini bilmeli ve ona göre bir seçim yapıp çalışmaya başlamalıdır. Aksi takdirde bir işte tutunamayarak, sık sık yer değiştirecek, bundan ötürü de çok zarar görecektir.

Yerin kulağı var.
Ne kadar saklı tutulursa tutulsun, gizli konuşulan bir şey umulmadık bir yoldan başkalarınca mutlaka duyulur. Bu bakımdan elden geldiğince tedbirli olmalı, olur olmaz yerde konuşmamalıdır.

Yılana yumuşak diye el sunma.
Hiçbir şeyin dış görünüşüne bakarak bir eylemde bulunmamalı kişi. Kolay görünen iş çok zor, yumuşak huylu bir kimse çok sert, zararsız gibi görünen bir durum çok tehlikeli olabilir ve zarar görebilir insan.

Yılanın başı küçükken ezilmeli.
Daha küçükken tehlikeli olacağı, zarar vereceği anlaşılan bir şeyin, düşmanın veya bir durumun önüne hemen geçilmeli; büyümesine izin verilmeden ortadan kaldırılmalıdır.

Yıl uğursuzundur.
Kimi dönemlerde arsız, yüzsüz, ahlâksız, adaletsiz kimseler el üstünde tutulur. Böyle bir zamanda dürüst, namuslu, erdemli kimseler zalimlerin baskısı altında kalırlar.

Yırtıcı (alıcı) kuşun ömrü az olur.
Ona buna saldıran, zarar veren, onun bunun sırtından geçinen kimselerin düşmanı çok olur. Az zamanda, bunlar da düşmanlarının gazabına uğrarlar, hak ettikleri cezayı görürler.

Yiğidin malı meydandadır.
Yiğit, mert insanlar aynı zamanda cömert olurlar. Mallarını herkesin yararlanması için ortaya koyarlar.

Yiğidin sözü, demirin kertiği.
Yiğit, mert kimseler sözlerinin eridirler. Onlar verdikleri sözden geri dönmezler, sözlerini inkâr da etmezler. Bu tıpkı bir demir üzerine açılmış çentik gibi meydandadır, kolay kolay yok olmaz.

Yiğit arkasından vurulmaz.
1. Mert olan alçakça yollara baş vurmaz. Düşmanıyla yüz yüze dövüşür, onu arkasından vurmaya çalışmaz. 2. Yiğit bir kimsenin yokluğundan haydanılarak arkasından konuşulmaz, dedikodusu yapılmaz, kötülenmez ve iftira atılmaz.

Yiğit meydanda belli olur.
Atıp tutma, “ben şöyle yaparım, böyle ederim” demek, kişinin yiğit olduğunu göstermez. Asıl yiğit iş başında, kavgaya ve mücadeleye tutuştuğunda belli olur.

Yiğit yarasına yiğit katlanır.
Mert olanların derdinden ancak mert olanlar anlar. Öte yandan, bir yiğitten gelen saldırıya da herkes katlanamaz, buna ancak yiğit olanlar dayanabilir.

Yiğit yiğide at bağışlar.
Yiğit, mert olmasının yanında gözü tok ve cömerttir de. Kendisi gibi gözü pek olana her türlü fedakârlığı yapmaktan kaçınmaz. En kıymetli varlığını bile kolayca bağışlar.

Yoğurdum (ayranım) ekşidir diyen olmaz.
Bk. “Kimse ayranım...”

Yoksul âlâ ata binse, selâm almaz.
Edinip görmemiş, sonradan bir makama ya da varlığa kavuşmuş olan kimse, etrafa hava atmaya, herkese yukarıdan bakmaya başlar; kimseyi beğenmez olur. Hatta selâmı bile insanlardan esirger.

Yol bilen kervana katılmaz.
Bir işte bilgisi olan, onun nasıl yapılacağını bilen, işinin ehli kimse, çoğunlukla başkalarının yardımına ihtiyaç duymaz; işini kendisi görmeye çalışır.

Yolcu yolunda gerek.
1. Bir yerden bir yere doğru gitmeye hazırlanan kimse, kimi sebeplerden ötürü oyalanmamalı, zaman geçirmeden yoluna koyulmalıdır. 2. Bir amacı gerçekleştirmek için çalışan, gayret sarf eden kimse kimi sebeplere takılıp kalmamalı; vakit kaybetmemeli ve bir an önce hedefine varmalıdır.

Yoldan (yol ile) giden yorulmaz.
Bir işin yapılmasında tutulacak yol, yöntem ortaya çıkacak sonuç açısından oldukça önemlidir. Yapacağı iş için en uygun usulü seçen kimse, işini kolayca yapar, başarılı olur, başına gelecek türlü hâllerden de korunur.

Yoldan kal, yoldaştan kalma.
Yolculukta insanın başına türlü işler, sıkıntılar, belâlar gelebilir. Bunların halledilmesi içinde bir insana gerek duyulur. Bu gereklik, yolculukta candan bir arkadaşın önemini büyük kılar. Dolayısıyla insan, candan bir yol arkadaşı bulabilmek için
hareketini erteleyebilir.

Yol sormakla bulunur.
Bir işe kalkışan ama nasıl yapılacağını bilmeyen kişi, takip etmesi gereken yolu bilenlere sorarak öğrenip bulur.

Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir.
Yola çıkan orada burada oyalanırsa, gideceği yere bir türlü ulaşamaz; borçlu olan da ödemesini aksatır, geciktirir, günü gününe ödemezse hiçbir zaman borçtan yakasını kurtaramaz. Bunlar gibi yaptığı işin üzerine yeterince eğilmeyen, uyuşuk davranan, gerekli çalışma ve çabayı göstermeyen, işini zamanında yapmayan kişi, yaptığı işten olumlu bir sonuç alamaz.

Yularsız ata binilmez.
Nasıl ki yularsız bir at zapt edilip yönlendirilemezse; bir kurala, bir disipline bağlı olmayan iş, kuruluş ya da kişi de idare edilip yönetilemez. Dolayısıyla kargaşanın, başıbozukluğun hüküm sürdüğü bir yerde işin başına geçmek doğru değildir.

Yumurtasına hor bakan civcivini cılk eder.
1. Kişi elinde olan işe gereken önemi vermezse, o işten olumlu bir sonuç alamaz. 2. Elinin altındakilerine önem vermeyen, onları iyi eğitmeyen onlardan ne olumlu davranışlar, ne de iyi işler bekleyemez.

Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir.
Kuşkusuz ki insan yaşadığı yerin verimli olmasını ister. Daha da önemlisi o yaşadığı yerde huzur ve mutluluk ister. Kişinin başını felâketlerden kurtaramadığı, rahat ve özgür yaşayamadığı yurt ne kadar verimli olursa olsun, kişi için bir anlam ifade etmez.

Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
Sürekli olarak iş değiştiren kimse bir başarı kazanamadığı gibi bir varlık da edinemez.

Yuvayı yapan dişi kuştur.
Evin dışındaki işler erkekten, içindeki işler de genellikle kadından sorulur. Bu bakımdan tertipli, geçinmesini bilen, çekip çeviren, en önemlisi tutumlu olan kadın ailesini huzurlu kılar; evin içine mutluluk getirir.

Yürük ata kamçı değmez.
Üzerine aldığı işi veya görevi aksatmadan, gerektiği gibi zamanında, en iyi şekilde yapan kişiye kimse bir şey diyemez.

Yürük at yemini kendi artırır.
Bir işte üstün çaba gösterenler, o ölçüde bir karşılık görürler.

Yüzü güzel olanın huyu da güzeldir.
Çoğunlukla kabul edilir ki, yüzü güzel olanın içi de güzeldir. Bu bakımdan insanın yüzü, içinin aynası olarak görülür. Eğer bir insanın yüzü hiç gülmez, asık suratlı olmaya devam ederse, o insanın katı yürekli, hoşgörüsüz, içinin de kötülükle dolu olduğuna hükmedilir. Eğer kişi güler yüzlüyse bu takdirde hoşgörülü, samimî, iyi yürekli, içten, duygulu, yumuşak huylu ve temiz olduğuna karar verilir. O hâlde denebilir ki, yüzü güzel görünen kişinin huyu da güzeldir.

Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
Bk. “Çok söyleme arsız olur...”

Yüz, yüzden utanır.
Bir aracı vasıtasıyla değil de, insanlar karşı karşıya gelince daha kolay uzlaşırlar. Çünkü böyle bir durumda herkes niyetini açıkça ortaya koyacak, isteyeceğini doğrudan isteyecek ve bir şeyini gizleyemeyecektir.

Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Hangi iş olursa olsun, olumlu sonuç açısından mutlaka yeterli bir emeği, özenli bir çalışmayı gerekli kılar. Sözgelimi bir çiftçinin bol ürün alabilmesi için toprağını en iyi şekilde sürmesi, işlemesi ve çok çalışması gerekir.

Zahmetsiz rahmet olmaz.
Sıkıntı çekmeden, güçlüklere göğsü germeden, yorulup emek vermeden, uğraşıp didişmeden, kimi masraflara da girmeden olumlu, güzel, hoş bir sonuç elde etmek mümkün değildir. Unutmayalım ki, Yüce Allah, çalışanları sever; onlara rahmet eder.

Zararın neresinden dönülse kârdır.
Zarar, bir şeyin ya da bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya kötü sonuçtur. Eğer zarar-ziyan devam ediyor ve önü alınamıyorsa, yapılan işi hemen kesmekle daha fazla zarardan kurtulmuş, zarardan kurtulmakla da kâr etmiş olursunuz.

Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zengin, varlıklı kişi para ve mal gücüyle pek çok güçlüğü yenip aşar. Yoksul ise, parasızlık ve imkânsızlık yüzünden en kolay işleri bile başaramaz; en ufak engel karşısında bile şaşırıp kalır.

Zenginin malı, züğürdün çenesi yorar.
Yoksul, züğürt kimseler çoklukla birinin zenginliğinden, malından ve parasından, kazancından, hatta yiyip içmesinden, gezip tozmasından söz ederler. Oysa böylesi bir konuşma son derece gereksiz ve yersizdir; ayrıca ellerine bir şey geçmediği gibi dedikoduya da bulaşmış ve yanlış bir iş yapmış olurlar.

Zırva tevil götürmez.
Saçma sapan, boş, anlamsız olan bir düşünceyi açıklamaya, yorumlamaya, savunmaya ve haklı göstermeye kalkışmak son derece yanlıştır.

Zora dağlar dayanmaz.
Gücü, kuvveti elinde bulunduran ve zor kullanan kimseler pek çok kimseye boyun eğdirirler; öyle ki büyük güçleri bile yener, istediklerini yaptırırlar.

Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zorbaların, zalimlerin bulundukları yerde baskı, zulüm ve haksızlık hüküm sürer. Dolayısıyla böyle bir yerde Yüce Allah`ın buyrukları çiğnenmiş, ortadan kaldırılmış demektir.

Zorla güzellik olmaz.
İnsanların yapıları bir değildir. Bu bakımdan beğenme, hoşlanma duyguları da farklı farklıdır. Dolayısıyla bir kişiye beğenmediği bir şeyi zorla beğendirmeye çalışmak yanlış bir yola girmek demektir.

Zor oyunu bozar.
1. Zor kullanılarak işlemekte olan bir düzen bozulup durdurulabilir ya da istenen yöne çevrilebilir. 2. Bir oyun veya hile, güç kullanılarak kestirme yoldan boşa çıkarılabilir, işlemez kılınabilir.

Zurnada peşrev olmaz (ne çıkarsa bahtına).
Rast gele yapılan plânsız, programsız işlerde yöntem, kural aranmaz; işin sonucu da kestirilemez.

Züğürtlük zâdeliği bozar.
Zengin, varlıklı ve soylu kimseler yoksullaşıp parasız pulsuz kalınca zamanla soyluluklarını da yitirirler.
10  Yazışmalık.Com - Bölümler / Yüksek Öğretim / SINAVA HAZIRLANIRKEN : Nisan 25, 2007, 02:18:10 ÖS
Kendinize zorlayıcı ,sayılar ile ifade edilen hedefler koyun.
Öğrenmeyi amaç haline getirin.
Uzun soluklu zamana yayılmış programlar ile hazırlanın.
Bireysel bir çalışma programı hazırlayın.
Yardımcılarınızı belirleyin.
Konu tekrarını düzenli yapın.
Konuları pekiştirmek için bol soru çözün.
ÇALIŞMANIN PÜF NOKTALARI
Oku,anlat,yaz.
Alt çizme yöntemini kullan.
Okuduğunu ve anladığını yüksek sesle tekrar et.
Unutmamak için sürekli tekrar et.
Sıkılıp yorulduğunda derin derin nefes al.
Kendine güven,sabırlı ve karalı ol.
Düşünerek başarılı olunmaz,düşündüğünü uygulamalısın.
Bugünün dersini yarına bırakma,yarın artık bugündür.
Verimli kullanmak için zaman planla.

2006-ÖSS ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular ve Yanıtları
1

Ağırlıklı ÖSS puanlarının hesaplanması için ham puan barajları olacak mı?

Evet. Bilindiği gibi ÖSS’de 8 test yer alacak ve bu testlerden 6 tane ağırlıklı puan (AÖSS) hesaplanacak. Yabancı dil sınavına girenler için bir de ağırlıklı dil (AÖSS-DİL) puanı hesaplanacak. AÖSS puanlarından her birinin hesaplanması için hangi testlerden en az kaç puan alınması gerektiği 2006-ÖSS Kılavuzunda belirtilecek.

2

Sınavda yalnız ilk 4 testi yanıtlayan adaylar için SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puanları hesaplanacak mı?

Hayır. Bu puanlardan her birinin hesaplanması için, 2. testlerin bir veya ikisinden alınacak ham puanların belirli bir değerin üzerinde olması gerekecek. Bu bilgiler 2006-ÖSS Kılavuzunda yer alacak. Dolayısıyla sınavda yalnız ilk dört testi yanıtlayan, ikinci testleri ise hiç yanıtlamayan adayların SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puanları hesaplanmayacaktır.

3

Matematik-1 testinde Geometri soruları sorulacak mı?

Evet. Matematik-1 testinde, eskiden olduğu gibi ortak müfredattaki matematik derslerinde okutulan geometri konuları ile ilgili sorular yer alabilecek. Bu bağlamda Matematik-1 testinde eskiden olduğu gibi Analitik Geometri soruları da bulunabilecek.

4

Evet. Ancak önceki yıllarda ortak müfredatta öğrenilen bilgilerin bu dersler için bir temel oluşturduğu da unutulmamalıdır.

5

Matematik-2 testinde Analitik Geometri soruları yer alacak mı?

Hayır. Matematik-2 testinde liselerin Fen Bilimleri ve Türkçe-Matematik alanlarında 10. ve 11. sınıflarda okutulan Matematik ve Geometri derslerinde öğretilen konularla ilgili sorular yer alabilecek. Analitik Geometri, 10. ve 11. sınıflarda alan seçmeli dersi olarak okutulduğu için, Matematik-2 testinde 10. ve 11. sınıfta okutulan seçmeli Analitik Geometri derslerinden soru sorulmayacak.

ÖSYM’de var olan 2005 verilerinden, yeni AÖSS puanlarını kısa yoldan hesaplamada kullanılacak bir formül açıklanabilir mi?

Hayır. 2006 ÖSS'deki testlerin dördü yeni testler olacak. 2005’teki verilerden hareketle 2006 AÖSS puanlarını hesaplamak kesinlikle mümkün değildir.

7

Yeni sistemde Sosyoloji ve Mantık dersleri ile ilgili soruların Sosyal Bilimler-2 (Sos-2) testinde yer aldığı görülmektedir. Oysa üniversitelerin Sosyoloji ve Mantık bölümlerinin puan türü AÖSS-EA-2’dir ve bu puanın hesaplanmasında Sos-2 testi kullanılmamaktadır. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

Sosyoloji ve Mantık dersleri liselerde yalnız Sosyal Bilimler alanında okutulmaktadır; Türkçe-Matematik alanında okutulmamaktadır. Bu nedenle Sosyoloji ve Mantık dersleri ile ilgili sorulara Sosyal Bilimler-2 (Sos-2) testinde yer verilebiliyor; Edebiyat-Sosyal Bilimler testinde yer verilemiyor. Çelişki gibi görünse de bu bir çelişki değildir. Ancak değişen koşullara göre, zaman içinde bazı bölümlerin puan türlerinin gözden geçirilmesinin ve gerektiğinde yetkililerce değiştirilmesinin uygun olacağı da bir gerçektir.

8

Eski sistemde adaylar tercihleri arasında puan türleri farklı yükseköğretim programlarına birlikte yer verebiliyorlardı. Bu durum yeni sistemde de mümkün olabilecek mi?

Teorik olarak evet. Eski sistemde tüm testler ortak olduğu için adaylar tercihleri arasında, kendi alanlarında yer alan ancak puan türleri farklı olan (örneğin mühendislik ve işletme) programlara birlikte yer verebiliyorlardı. Yeni sistemde de adaylar tercihleri arasında puan türü SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 olan programlara birlikte yer verebilirler. Ancak tercihleri arasında SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puan türlerinden ikisi ile öğrenci alan programlara yer veren adayların sınavda aynı sürede altı yerine yedi teste cevap vermesi gerekecektir. Bu da adayların kazanma şansını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle adayların ilk üç puan türüyle öğrenci alan programları birlikte tercih etmeleri bir sorun yaratmayacaktır. Ancak ikinci puan türlerinden birini seçmek ve sınavda ortak testlere ek olarak sadece seçtiği ikinci puan türü için gerekli iki testi yanıtlamak adayın lehine olacaktır.

9

Sınavda tek soru kitapçığı (ama 10 farklı türde) ve tek cevap kâğıdı kullanılacağına göre aday zamanını dilediği gibi kullanabilir mi?

Evet. Sınava girecek adayın, ortaöğretimdeki okul türü ve alanını da dikkate alarak, öncelikle hangi puan türü/türleri ile öğrenci alan programlara girmek istediğini belirlemesi gerekir. Bu puan türleri arasında SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2'den yalnız birinin bulunmasının çok yararlı, hatta kaçınılmaz olduğu aday tarafından bilinmelidir. Aday daha sonra seçtiği puan türü/ türleri için gerekli testleri belirleyecek ve bu testlere hazırlanacaktır. 195 dakikalık sınav süresini aday testler arasında dilediği gibi kullanabilecektir. Ancak aday amaçladığı puanının yada puanların hesaplanabilmesi için gerekli ham puan barajlarını aşması gerektiğini göz önünde tutmalıdır. Diğer taraftan bir puan türü için gerekli testlerden bir yada birkaçına hiç yanıt vermeden o puan türüne göre yapılan sıralamada önlere çıkabilmenin mümkün olmadığını da unutmamalıdır.

10

Yabancı dil puanıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına girmek isteyen adaylar ÖSS’de hangi testleri yanıtlayacak?

Yabancı dil ağırlıklı ÖSS puanıyla (AÖSS-DİL) öğrenci alan yükseköğretim programlarına girmek isteyen adayların ÖSS’ye ek olarak yabancı dil sınavına (YDS) da başvurması ve girmesi gerekir. Bu adayların ÖSS'de hangi testleri yanıtlaması gerektiği yapacakları tercihlere göre değişir. Eğer aday 2. puanlarla (SÖZ-2, EA-2, SAY-2) öğrenci alan hiçbir yükseköğretim programına girmeyi hedeflemiyorsa, bir başka deyişle tüm tercihlerini DİL puanına ek olarak SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanıyla öğrenci alan programlar arasından yapacaksa, ÖSS’de yalnız ilk 4 testi yanıtlaması yeterli olacaktır. Buna karşılık eğer aday SÖZ-1, EA-1, SAY-1 ve DİL puanlarına ek olarak SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puanlarından birisi ile öğrenci alan programları da tercih etmek istiyorsa, bu adayın ÖSS'de ilk 4 teste ek olarak, seçtiği puan türü için gerekli 2 testi daha yanıtlaması gerekecektir.

11

Liselerin yabancı dil alanında (kolunda) okuyan öğrencilerin 2006-ÖSS’de Matematik-1 ve Fen Bilimleri-1 testlerini de yanıtlaması gerekecek. Bu bir haksızlık değil mi?

Hayır. Liselerin yabancı dil alanında okuyan adaylardan, tercihlerinin tümünü dil ağırlıklı puanla öğrenci alan programlar arasından yapacak olanların, 2006-ÖSS'de ilk 4 testi yanıtlamaları yeterli olacaktır. Bu durum DİL puanına ek olarak SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanlarıyla da tercih yapacak adaylar için de geçerlidir. İlk 4 testte sorulacak sorular tüm öğrencilerin ilköğretim yada ortaöğretimde okuduğu ortak müfredatla ilgili olacaktır. Dolayısıyla adayların yanıtlaması gereken Matematik-1 ve Fen Bilimleri-1 testlerinde yer alacak sorular da okudukları konularla ilgili olacaktır. Özetle bir haksızlık söz konusu değildir. Aksine 195 dakikalık sınavda, yabancı dil alanından gelen adaylar tarafından 180 yerine 120 sorunun yanıtlanmasının yeterli olabilmesi, süre açısından bir kolaylıktır.

12

SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanları hangi yükseköğretim programlarına girişte kullanılacak?

SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanları aşağıda sıralanan yükseköğretim programlarına girişte kullanılacaktır:

Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumlarının devamı niteliğinde olan yükseköğretim programları
AÖF lisans ve önlisans programları (İngilizce Öğretmenliği hariç)
Özel yetenek sınavı sonuçlarına göre öğrenci alan yükseköğretim programları
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun adayların yerleştirilmesinde ek puan uygulanan yükseköğretim lisans programları.
Not: Yalnız öğretmen lisesi mezunlarına ek puan uygulanan öğretmenlik programlarına girişte SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puanları kullanılır. Buna karşılık hem mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu çıkışlı adaylara, hem de öğretmen lisesi çıkışlı adaylara ek puan uygulaması olan lisans programlarına yerleştirmede SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanları kullanılır.

13

SÖZ-2, EA-2 ve SAY-2 puanları hangi yükseköğretim programlarına girişte kullanılacak?

Genelde yükseköğretim lisans programlarına yerleştirmede SÖZ-2, EA-2, SAY-2 ve DİL puanları kullanılacak. Ancak yükseköğretim lisans programlarına, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu çıkışlı adayların yerleştirilmesinde ek puan uygulananlar için SÖZ-1, EA-1 ve SAY-1 puanları kullanılacaktır.

14

Lisede alanı Türkçe-Matematik olan bir öğrenciyim. ÖSS’ye sözelden girebilir miyim?

Adayın "ÖSS’ye sözelden girmek" ile SÖZ-2 puanıyla öğrenci alan yükseköğretim programlarına girmek istediği; bir başka deyişle SAY-2, EA-2 ve SÖZ-2 puanları arasından SÖZ-2’yi seçmek istediği düşünülmüştür. Ortaöğretim kurumlarının Türkçe-Matematik kolundan (alanından) mezun olan adayların yerleştirmede 0,8 katsayısından yararlanacakları programların büyük çoğunluğu EA-2 puanıyla öğrenci alan programlardır. Bu programlar arasında SÖZ-2 puanıyla öğrenci alan program sayısı çok kısıtlıdır. Bu nedenle Türkçe-Matematik alanından mezun olan bir aday, eğer SÖZ-2 puanını seçerse tercih yapacağı yükseköğretim programları çok kısıtlanır. Diğer taraftan SÖZ-2 puanının hesaplanmasını isteyen bir adayın sınavda ilk 4 teste ek olarak Edebiyat-Sosyal ve Sosyal Bilimler-2 testlerini yanıtlaması gerekecektir. Sosyal Bilimler-2 testinde yer alacak sorular ise Türkçe-Matematik kolunda okutulmayan Tarih, Coğrafya, Sosyoloji ve Mantık dersleri ile ilgili olacaktır. Dolayısıyla öğrencinin okulda görmediği derslerle ilgili soruları da yanıtlaması gerekecektir. Özetle, Türkçe-Matematik alanı mezunları tarafından seçilmesi gereken puan türü, doğal olarak EA-2’dir. Ancak önerilmemekle birlikte ve yukarıda sayılan sakıncaları bilerek, aday isterse SÖZ-2 puanını seçebilir. Yine önerilmemekle birlikte, aday isterse EA-2 ve SÖZ-2 puanlarını birlikte seçebilir. Ancak bu durumda adayın 195 dakikalık sürede 7 testi, yani 210 soruyu yanıtlaması gerekecektir.

15

Meslek lisesi son sınıf öğrencisiyim. Üniversitelerin mühendislik programlarına gitmek istiyorum. Ne önerirsiniz?

Meslek lisesi mezunlarına sağlanan birinci olanak, bitirdikleri programın devamı niteliğinde olan veya buna çok yakın programların uygulandığı meslek yüksekokullarına sınavsız geçiştir. Yalnızca bu olanaktan yararlanmak isteyen adayların ÖSS’ye girmeleri gerekmemektedir.

Meslek lisesi mezunlarına sağlanan ikinci olanak, varsa kendi alanlarındaki (bitirdikleri programın devamı niteliğindeki) yükseköğretim lisans programlarına, ÖSS puanlarına göre yerleştirilmektir. Bir mesleğe yönelik program uygulayan meslek lisesi mezunları, aynı alandaki yükseköğretim lisans programlarına yerleştirilirken ortaöğretim başarı puanları (OBP) 0,8 katsayısı ile çarpılacak ve ayrıca ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının 0,08 ile çarpılmasından elde edilecek ek puanlar da katılacaktır. Bu olanaktan yararlanmak isteyen adayların ÖSS’ye girmeleri ve ÖSS’de ilk 4 testi yanıtlamaları yeterlidir.

Yukarıdaki olanaklara ek olarak meslek lisesi mezunları isterlerse, bitirdikleri programın devamı niteliğinde olmayan yükseköğretim lisans programlarını da tercih edebilirler. Ancak bu programlara yerleşebilmek için, sınavda ilk 4 teste ek olarak ilgili puan türünün hesaplanmasında kullanılan 2 testi daha yanıtlamaları gerekecektir. Ayrıca bu adayların, bu programlara yerleştirilmesinde ortaöğretim başarı puanları için kullanılacak katsayı 0,3 olacaktır.

Buna göre, soruyu soran ve meslek lisesi son sınıf öğrencisi olduğunu belirten adayın üniversitelerin mühendislik programlarına girmesi imkansız değildir; ancak oldukça güçtür. Mühendislik programlarına girmek isteyen meslek lisesi çıkışlı bir adayın öncelikle ÖSS’ye girmesi ve sınavda ilk 4 teste ek olarak Matematik-2 testi ile Fen Bilimleri-2 testini yanıtlaması ve elde edeceği ÖSS-SAY-2 puanının en az 185 olması gerekir. Adayın istediği mühendislik programlarına yerleşebilmesi ise yerleştirmede kullanılan YÖSS-SAY-2 puanının yeterli olup olmamasına bağlı olacaktır.

16

Öğretmenlik programlarına girişte hangi puanlar kullanılacak? Öğretmenlik programlarına girişte kullanılacak puan türü lise ve meslek lisesi çıkışlı adaylar için aynı mı olacak?

Genel ilke olarak her yükseköğretim programına girişte kullanılan bir puan türü vardır ve bu puan türü tüm adaylar için geçerlidir. Bu bağlamda her öğretmenlik programı için tek bir puan türü vardır. Hem lise çıkışlı adayların hem de meslek lisesi çıkışlı adayların yerleştirilmesinde bu puan türü kullanılır.

Yabancı dil ağırlıklı puanla girilenler dışındaki öğretmenlik programları üç gruba ayrılabilir. Bu grupların her biri için izlenecek yol aşağıda açıklanmıştır:

Yalnız öğretmen lisesi çıkışlı adaylara ek puan verilen öğretmenlik programları. Bu programlara örnek olarak Biyoloji Öğretmenliği, Coğrafya Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Matematik Öğretmenliği, Türkçe Öğretmenliği gibi programlar sayılabilir. Bu gruptaki programlar için 2. puanlar (SÖZ-2, EA-2, SAY-2) kullanılacaktır.
Hem öğretmen lisesi hem de meslek lisesi çıkışlı adaylara ek puan verilen öğretmenlik programları. Bu programlara örnek olarak da Kimya Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği, Anaokulu Öğretmenliği gibi programlar sayılabilir. Bu gruptaki programlara girişte 1. puanlar (SÖZ-1, EA-1, SAY-1) kullanılacaktır.
Yalnız meslek lisesi çıkışlı adaylara ek puan verilen öğretmenlik programları. Bu programlara örnek olarak Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Büro Yönetimi Öğretmenliği, Giyim Öğretmenliği, Konaklama İşletmeciliği Öğretmenliği, Matbaa Öğretmenliği gibi programlar sayılabilir. Bu gruptaki programlara girişte de 1. puanlar (SÖZ-1, EA-1, SAY-1) kullanılacaktır.
_________________
Sayfa: [1] 2