Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: YALNIZLIK  (Okunma Sayısı 217 defa)
Kullanıcı Bilgileri
kağan42
Değerli Üye
****


Başarı Puanı: 7
İleti Sayısı: 457
Nerden: elazıg
Cinsiyet: Bay

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« : Mayıs 02, 2007, 08:31:33 ÖÖ »


Eylül ayının bereketiyle Turunçgillerin hasat devri de yavaş yavaş kemale ermek üzere… Limonların iman yeşili meyveleri, güz aşkına sararıp solmak adına ağarmaya başladı bile… Hey gidi güz… Nelere kadirsin ey kehribar mevsimi… Mandarin fidanlarının henüz buluştuğu toprakla giriştiği muhabbeti bir görseniz! Ya mağrur portakalların ağabey hüviyetinden bir ân sıyrılıp, limon ağaçlarının nazenin siluetlerine kur yapışı! Akdeniz’in açık mavi renkli bir saten çarşafı andırır bağrından kopup gelen ılık ve tuzlu rüzgarın, turunçgil bahçelerini tavaf edişi hep eylül hatırına… Güz hatırına! Âh eylül! Bir defacık olsun tebessümlere ev sahipliği yap, bütün bir ömür boyu kasvete kiraya verilmiş yüz hatırına!
 




Ramazan bereketi, güz bereketiyle kol kola girmiş gelmekte kâinata… Gerek var mı aceb ey bahtım, sevdâ dehlizlerinde karanlıkla tutuştuğumuz inada? Ramazan ne hoş bir iklimdir çocukluğumdan beri gönül dünyama… Aşık olarak doğduğum şu fani düzen içinde ruhumun sükun bulduğu yegane aydır. Gönül, takvimleri üst üste yığmaktan vazgeçmese de hala o deli taydır! Yılkılığından ar etmeyen tabiatımın, tabiata sual ettiği her husus gibi, bir başınalık da iç burkucudur. İmrenirim bahçelerde kıyam eden ağaçların omuz omuza geçen günlerine… Beraber susar, beraber çiçek açar ve beraber üşürler. Öyle ki şen serçeler, aşk mevsimi gelince, onların bereketli dallarında birbirlerine duydukları o saf sevdanın ezgisiyle şarkılar söyleyerek çapkınca gülüşürler…

Güz bahçeleri bir başka olur tabi… Deniz ikliminden uzak diyarlarda gazeller dallarla vedalaşmaktadır bu dem… Akdeniz’de ise turuncu bir hikaye başlar güzde… Mavi, yeşil ve turuncu üçlemesinin keyiflendirdiği zaman, ağır misafiri ramazan şerefine güzel geçeceğinin ip uçlarını da sakınmaz gözlerden!

Bunları niçin anlattığımı soracak gibi bakmayın! Sabırla izleyin satırların yolculuğunu…

Bu kadar hoş bir tasvirin orta yerine bir siyah nokta gibi düşer yalnızlığım… Ben yalnızlığın en kesif, en iç yakan ve en amansız yüzünü iftar soframda görürüm yıllardır. Mütevazı bekâr hanemin iftar sofrasında tek kaşık düşmanım vardır: Yalnızlık! Ne sıla ne de yâr hayaliyle meşgul olamayacak kadar meşgulüm yalnızlıkla… Buna hayata küsmek diyen de çıkar mutlaka… Aşkın hatır tanımazlığının gönlüme ödettiği bedeldir yalnız ramazanlar… Hiçbir yere sığamamanın verdiği bir telaş ile kimsesizliğin ressamı olmaya mecbur kılınmış ömür fırçası, renklerin isyan ettiği bir gençlikten dem vururcasına gezinse de ruhumun tuvalinde… Yok! Siyah bir şarkıdır yalnızlık… Öylesine yönsüz, öylesine pusulasız kalmış ki gönül gemisi… Bu uçsuz bucaksız ummanın cenubu, şimâli, garbı, şarkıdır yalnızlık!

Ömrümün bir kenarına iliştirilmiş akademik maceramın en babayiğit konusunu çözümlemeye atanmışım meğer… Meyvelerin hayat döngüsünden sahneler üzerine oynarken kalemim… Meğer daha da uzmanı olmam gereken bir konuyu tutuşturuvermişler elime… Yalnızlık üzerine tez yazmaya benzeyen hayatımın kilometre taşları olmak bedbahtlığını omuzlarında taşıyan şiirlerim ve nesirlerim… Aslında onlarda beni esir eden vefasızın esir ettiği şekilde esir ettiğim esirlerim… Gözünüzü mü korkutur? Yüreğinizi mi dağlar harflerle gözlerinize serdiğim sevda kesirlerim?

Aşk üzerine söyleyecek çok sözüm var gibi görünse de… Yazmakta ki hünerim ukdelerin kırbaçladığı bir arslanın kükremesinden ibarettir. Her titreyen kandil ışığında karanlığa düşen göz yaşım, sahipsizliğime işarettir. Sahipsizlik… Yalnızlıktan daha acı bir hal aslında… Sevmenin doruklarından, sevilmeyişin bedbahtlığına sürüklenen bir garip olup çıkıvermenin adına ne demeli aceb? Bahtsızlık mı? Kader mi? Yoksa Yaradan’ın çileyle mükafatlandırması mı?

“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar,
Yeryüzünde sizin kadar yalnızım…
Bir haykırsam belki duyulur sesim!
Ben yalnızım… Ben yalnızım… Yalnızım…”

Bu şarkıyla sabah ettiniz mi hiç? Etmediyseniz söyleyecek sözünüz de yoktur. Ama ettim diyenlerin de pek söyleyeceği söz olacağını zannetmiyorum. Sadece benim ruhumun damarlarında gezinen o sesin gönül aynamda tebessüm eden masumiyetini, aşkın ateş imtihanında yaşamanız lazım. Şeyh Galib Dedemin mısraları dolaştı seher vaktine dek dilime… Ve sonra Fuzuli’nin gazellerindeki Mecnunun hallerine pes dedirtecek bir hali hicran gönlüme! Zamana bozuldu asabım… Ah zaman! Ah feleğin hükümran çomağı! Senin dahil olup da, bir kerecik tuttuğu var mıdır aceb bir hesabın? Ellerimde hep kördüğüm olmuş her hesabım… Saatler seher avcısı kuşların kanatlarından ağır ağır yeryüzüne inerken, geç kalmanın masum bir tehirden öte olduğuna kanaat getirmemek elde mi? Bencileyin garip bülbülün kıymeti hala o gülde mi? Yardım et ey ulu Rabbim! Ansızın can kervanımı basan aşk derdinin çaresi yalnız tevekkülde mi?

Yalnızlık… Her akşam yanımda, canımda… İki kişilik düşünmekten geri duran benliğimin bekçisi yalnızlık! Ece hayaliyle geceleri zincire vuran zavallı… Sana aşık diyorlar ha! Zavallılık aşıklığa mani değil diyerek itiraz etsen de aynalarda, geç kalmış rast gelen tesadüfler atlasında, senin hülyalarının ortasından tehir etmiş trenlerin yürüdüğü raylar geçer boylu boyunca! Yanarsın kül olasıya aylar boyunca… Yanmak kül olmana fırsat vermeden yakar da seni, ecele dek yanarsın… Hiç bilmeden, tanımadan, dokunmadan, kokusunu dahi duymadan için için yanarsın… Hayal kareleri ve birkaç satır… İşte aşk adına yanmanın saydığı mütevazı hatır… Bilmeyenin taş kesildiği bu hal, bilmek erdemini derununda gezdirenleri hep ağlatır… Ağlatır…

Ağlamak nimet ama… Naçar gözyaşlarına nimet elbisesi bol gelmez mi? Tehir eden gözyaşları hep kedere akarmış meğer… Aynalar… Dostluğu riya ikliminde yitirmiş aynalar… Aşkın parsellediği şu garip çehreye suçlu gibi bakarmış meğer… Aşkın suç, çaresizliğin yalnızlık olduğu bir dünyada yaşamak… Bu ağır yükü gönül kervanlarında taşımak ne kadar da zormuş meğer! Olsun! Ama olsun! Aşk için her şeye değer…

Bir fırtına koptu bu gece! Gönlümü önüne katıp götüren sellerin kabahati yok inanın… Hem ben… Sabah ezanlarının bütün mahlukatı sükuta davet ettiği an, kendi gözyaşlarımda boğulmuşum ne çıkar? Kendi fırtınamı kendi ruhumda gezdirmişim meğer yıllarca … Bu gece patladı, rüzgarın hırçınlığıyla baharsız mevsimlerin karardığı anda! Meğer boşu boşuna ah etmişim gelmeyen beşinci mevsime, açmayan siyah laleye ve zemherinin arkasından gidene! Cendereye giren gönül sabırdan aşka, aşktan sabra savrulup dururken, canan için can vermek ister de… Ardı ne olur diye düşünmez… Düşünen aşk meydanında kahraman olamaz! Aşk bedel ister her dem… Aşık, bedel ödemekten kaçmadığında aşıktır. Madem ki sen, Fuzuli torunu, bir XXI. asır mecnunusun ey gönül! Firar sana yakışmaz… Düş, düşlerini kuşatan aşkın pervasız sıcaklığına… Yan… Yan… Yan! Bir bildiği vardır O’nun… Seni boşuna alevlere teslim etmez bu ateşi içine koyan… Yan deli gönül… Ateşi kıskandıracak kadar keyifli bir hararetle yan… Halimiz, yar indinde ayan beyan!

………/………


Meçhûle odaklanmış, kalem ve kağıt;
Bu sis perdesini, vuslatınla dağıt…

Kevgire döndü aklım, fikrim firarda;
Kerem eyle güzel… Koyma âhûzarda !

Düşümde inşâ ettiğim meçhûl sensin,
Ve dahi geceler boyu beklenensin…!

Lâkin şüphem var benim, yine felekten;
Irak düşerim diye kutlu dilekten…

Tut elimden; çek, çıkar ! Beni kuyudan…
Yâr de ki; sıyrılsın, gönül bu korkudan…

Tutarken Bayâtî’nin gözleri yosun,
İstanbul şehr-i yârı, gönlün ve usun…
Söyle güzel…! İstanbul’um olur musun ?

………/………

Yalnızlık, nefesimdeki ateşle kavgaya tutuştu! Kafiyeler, mızrabın refakatinde karanlıkla buluştu… İşte o an ey peri! “Bir fırtına tuttu bizi…”

Logged

Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
Kullanıcı Bilgileri
curcuna
>aydan<
Bölüm Yöneticisi
******


Başarı Puanı: 4
İleti Sayısı: 487
Nerden: Ankara
Cinsiyet: Bayan

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #1 : Mayıs 02, 2007, 05:01:50 ÖS »

Teşekkürler Kağan güzel bir paylaşımdı..
Logged

Kullanıcı Bilgileri
kağan42
Değerli Üye
****


Başarı Puanı: 7
İleti Sayısı: 457
Nerden: elazıg
Cinsiyet: Bay

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #2 : Mayıs 03, 2007, 09:59:38 ÖS »

teşekkürler Masum
Logged

Sevdiklerinize bir gül verin ; gülünüz yoksa gülüverin..."
Kullanıcı Bilgileri
sibel emektar
Yeni Üye
*
Avatar Yok


Başarı Puanı: 0
İleti Sayısı: 1
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #3 : Mayıs 05, 2007, 12:36:21 ÖS »

yalnızlığını yalnızlık ikliminde paylaşabilmek güzeldi yüreğindeki tohumların susuz kalmaması dileğiyle Gülümseme
Logged
Kullanıcı Bilgileri
star
Yeni Üye
*
Avatar Yok


Başarı Puanı: 0
İleti Sayısı: 2
Nerden:

Üyelik Bilgileri Çevrim Dışı
« Yanıtla #4 : Mart 21, 2008, 10:22:15 ÖS »

bırraz uzun oldu kendı açımdann Sustum
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: