Ne umutlarla gitmiştim randevuya,
Uzaktan gördüm suratı asıktı.
Benim bu geç kalmalarım sebepmiş güya,
Ardına daha ne bahaneler sıktı...
Dedi 'Bitsin artık bu oyun,
Daha fazla kastırmayalım.
Kaderimize eğelim boyun,
El sıkışıp ayrılalım.
İçimden suratına tükürmek geldi o an,
Temizledim genzimi, lakin kıyamadım.
Eminim en başından beri sevgisi yalan,
Çıktım yanından, yürüdüm eve adım adım...
Yolda başladı kendimle muhakeme,
Belki bende de vardı biraz suç.
Fakat 'bütün sorumlu sensin' deme,
Bu önyargıyla bulunmaz sonuç.
Ben pek hatırlamam özel günleri,
Özel gün dediğin;
Bakışma günü, tanışma günü, kaynaşma günü...
Sana göre her gün tekrar anmalıyız dünleri,
O zaman yaşamaya vakit kalmaz bu günü.
Ben böyleyim işte güzelim;
Eski kafalı derler benim gibilere.
Tamam, pekâlâ seninle el ele gezelim,
Ama açık seçik giydirtmem sevdiğime.
Öyle sana baktılarmı kavga da ederim,
Kusura kalma; Seven insan kıskanır...
Sözüm dilimdedir, gocunmam söylerim,
Şu gördüğün semtler bu delikanlıyı tanır.
Sonra vejetaryenlik dediği ne?
Otçulluğun Fransızcası.
Valla yarım kokoreci yerim de,
İçinde olmalı bol acısı...
Avucumun içinde yüzük, cebimde elim,
Sana almıştım biriktirdiğim haftalıklarla.
Kuyumcu kapanmadan gidip geri vereyim,
Zaten gün geçiyor meteliğe kurşun atmakla...
Eve geldim. Dediler 'yüzünden düşen bin parça'
Girdim odaya, yatağa uzandım sırt üstü.
Gururumda el vermiyor arayıp konuşmaya,
Bir ihtimal diye telefon elime düştü...
Son ver artık şu nazına son.
Ara be vicdansız ara, ara, ara...
Nazlı nazlı çaldı telefon,
Baktım... Yanlış numara.
Mehmet Ertuğrul /
ertugrul32.blogcu.com